Anasayfa  |  Favorilerime Ekle  |  Künye  |  Sitene Ekle  |  Arşiv  |  İletişim 17 Temmuz 2018 08:27
GÜNDEM | EGE | İZMİR | SİYASET | EKONOMİ | DÜNYA | SPOR | YAZARLAR
   
TÜRKİYE  |  Sağlık  |  Kültür -Sanat  |  Teknoloji  |  Eğitim  |  Yaşam
Bülbül’ü şehit eden teröristler öldürüldü     MEYAD İZMİR GENİŞ BİR KATILIMLA KURULDU     Kızım Beni Unutmasın     İzmir’de suya yüze 5 zam geldi     Hastanede çatışma     Buca sokakları yenileniyor     Başkan Görmez’den büyükşehire ’ruhsat verilmesin’ çağrısı     Bayraklı’da minikler Atatürk Müzesini gezdi     Şemikler’e mahalle merkezi müjdesi     Superior üzümünün ihracat yolculuğu başlıyor     DNA testleri sadece babalık testleri için yapılmıyor     Ege Üniversitesi ve BYEGM’den 15 Temmuz konulu ortak sergi     Şehitlere hakaret eden zanlı tutuklandı     İmar Barışı için danışma masası kurdu     İzmir’de futbol heyecanı başlıyor     3 ayrı suçtan aranan zanlı tutuklandı     İzmir’de iki günde 90 göçmen yakalandı     Yeni kabinede 3 Manisalı bakanın olması iş dünyasını sevindirdi     Emet’e TOKİ ile bin konut     MÜSİAD Şube Başkanı Bayhan: “Tarihe tanıklık ediyoruz”    
YAZARLAR Ergun Dur
12
14
16
18
22/06/2018 12:10
SÖZ bazen öyle faydasız olur ki; SÖYLEMESE DE olur İNSAN..

 

Vaktiyle fakir bir keçi çobanı yaşarmış. Her gün keçileri otlatmak için köyü gören bir tepeye götürürmüş. Sağırmış ama bunu umursamazmış. Bir gün karısı yitecek çıkınını vermeyi unutmuş, çocuğuyla da göndermemiş. Halbuki, vakit ilerlemiş bile olsa mutlaka çocuğukla gönderirmiş azığını. Çoban “Burada akşama kadar birşey yemeden durumam eve gidip çıkınımı alayım” demiş. O sırada tepenin yamacında ot kesen bir adam görmüş. Yanına gitmiş “Kardeş, bir zahmet şu keçilere göz kulak ol da dağılmasınlar. Karım öğle yemeğini koymayı unutmuş, onun için köye inmem lazım.”
 
Ancak diğer adamın da kulakları işitmiyormuş ve çobanın dediklerini tamamen yanlış anlamış. “Hayvanlarım için kestiğim otları neden sana verecekmişim? Evde bir ineğim, bir de koyunum var. Onlara yiyecek götürmek için bir sürü yol teptim. Beni rahat bırak, senin gibilerle alışverişim olmaz” demiş ve kabaca gülerek elini şöyle sallamış. Keçi çobanı adamın dediklerini işitmediği için “Razı olduğun için sağol değerli dostum, merak etme, hemen dönerim. Sayende içim rahat olacak” demiş.
 
Çoban, köye koşup, küçük barakasına gidip, yiyecek çıkınını alıp hemen tepeye geri koşmuş. Keçileri tastamam oradaymış. Diğer adamın hala ot biçtiğini görünce kendi kendine “Yaa ne güvenilir bir insan, hayvanlarıma göz kulak oldu, teşekkür bile beklemiyor. Şu topal keçiyi ona vereyim, akşam ailesi ile beraber pişirip yesinler” demiş. Böylece küçük topal keçiyi sırtlayıp, bayır aşağı inerken seslenmiş “Heey kardeş, keçilerime baktığın için sana bir hediye getirdim. Akşama bununla güzel bir yahni yaparsın. Zaten kesecektim, bak bir ayağı da topal.” Fakat diğeri onun dediklerini işitmeyip, öfkeyle bağırmış “Seni rezil çoban, sen gittiğinden beridir burada ot biçiyorum. Senin keçinin kırılan ayağından ben mi sorumluyum? Keçinin ayağının nasıl kırıldığından haberim bile yok. Defol git yoksa patlatırım bir tane !”
 
Çoban, adamın yüzündeki öfkeli ifadeye şaşırdıysa da  söylediklerini duyamıyormuş. Bunun için oradan atı ile geçmekte olan bir adama ricacı olmuş. “Beyim, kurbanın olayım, bu adamın ne konuştuğunu bana bir söyle, ben sağarım, bu keçiyi ona hediye etmeme niye bu kadar kızdı anlıyamadım.” Hem çoban, hem de ot biçen adam bağırarak yolcuya birşeyler anlatmaya başlamışlar. Yolcu meğer at hırsızıymış ve o da sağırmış. iki adamın söylediklerini işitmediğinden, yolunu da kaybettiğinden, derdi bizimkilere yol sormakmış. Ancak, ikisinin yüzünü görünce altan alıp “Evet kardeşler, atı çaldım ama size ait olduğunu bilmiyordum, lütfen beni bağışlayın, şeytana uyup düşünmeden hareket ettim” diye konuşmuş. Ot biçen adam, “Keçinin ayağının sakatlanmasıyla bir ilgim yok” demiş tekrar, çoban “Hediyemi niçin kabul etmediğini söylesin, yalnızca yardımına teşekkür ettiğimi söyledim” demiş. Hırsız “Atı çaldığımı itiraf ediyorum, ancak ben sağırım, atın hanginize ait olduğunu bilemiyorum” demiş.
 
O sırada toprak yoldan köye doğru yürümekte olan yaşlı bir derviş gözükmüş. Ot biçen adam ona koşup, hırkasına yapışarak “Muhterem derviş, ben sağır bir adamım, bunların söylediklerinden hiçbirşey anlamıyorum. Kimin niçin bağırdığını bize bilgeliğinle açıklayabilir misin lütfen?” demiş. Ancak derviş de dilsizmiş, üç sağırın yüzlerine dikkatlice bakmış. Önce birine, sonra diğerine öyle uzun bakmış ki rahatsız olmaya başlamışlar. Derviş siyah gözlerini diğerlerinin gözlerine dikmiş, durumun iç yüzüyle ilgili bir ipucu arıyormuş. Fakat diğerleri, dervişin onlara büyü yapacağından veya iradelerini ele geçireceğinden korkup kaçmış.
 
Derviş yoluna devam ederken içinden şöyle geçirmiş “Söz bazen öyle faydasız oluyor ki, insana hiç verilmese de olurdu…“
Okunma Sayısı : 48
Önceki Yazılar :

Ergun Dur
Halil Yoldaş
Bülent Ertekin
Abdülvahit KOÇ
Dr.Ahmet ERDİNÇLİ
Ercan ULUPINAR
Hatice Eylem Koç
Denizay BÜYÜKDAĞ
Fatih YILMAZ
A.Levent Ertekin
Lale Yılmaz Ertekin
Çetin Özsağlamlar
Ahmet Doğruyol
Murat Balanlı
Mahir Eyüboğlu
İlknur Peder
bu hafta | bu ay

Tüm Hakları Saklıdır © 2013

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır

İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Anasayfa  |  Favorilerime Ekle  |  Künye  |  Sitene Ekle  |  Arşiv  |  İletişim
Grafikhane  |  Asersoft