DÜZCE BELEDİYESİ, TÜRKİYELİ ÇERKESLERE ANIT VE KÜLTÜR MEKEZİYLE SAHİP ÇIKTI...

DÜZCE BELEDİYESİ, TÜRKİYELİ ÇERKESLERE ANIT VE KÜLTÜR MEKEZİYLE SAHİP ÇIKTI...

Türkiye’deki Çerkesler, 160. yılında çeşitli etkinliklerle sürgünü anarken Düzce Belediyesi, Çerkes Sürgünü anısına Anıt yapıp Kültür Merkezi de inşa ederek Çerkesler'e Türkiye genelinde sahip çıkan ilk il belediyesi oldu...

Çerkes Sürgünü’nün 160. yılında Türkiye geneli anma ve Nart Ateşi Düzce’de yakıldı. Türkiye genelinden gelen Kuzey Kafkasyalılar 25 Mayıs’taki etkinliklerde buluşmuştu.

Düzce Belediyesi bu seneki etkinlikleriyle Çerkes Sürgünü anısına Anıt yaparak ve Kültür Merkezi de inşa ederek Türkiye genelinde sahip çıkan ilk il oldu.

KUZEY KAFKASYADAN SÜRÜLEN ÇERKESLER…

Çerkes Soykırımı (Çerkes Sürgünü olarak da bilinir) veya Tsitsekun (Adigece: ЦӀыцӀэкӀун), Çarlık Rusyası tarafından Çerkeslere gerçekleştirilen sistematik toplu katliam ve sürgün. Kuzey Kafkasya’daki olaylardan Çerkeslerin yüzde 80-97’si (yaklaşık 1,5 milyon kişi) etkilenmiştir. Grigori Zass gibi Rus generaller Çerkes sivillerin toplu katliamını yücelttiler, bilimsel deneylerde kullanılmalarını savundular ve askerlerinin kadınlara tecavüz etmesine izin verdiler. Rus kuvvetlerinin hamile kadınların karınlarını deşmek gibi çeşitli yöntemler kullandığı bildirildi.

ÇERKES SOYKIRIMI'NIN GEÇMİŞİ…

Rus-Çerkes Savaşı sırasında Rus İmparatorluğu sistematik olarak Çerkes nüfusunu yok etme stratejisi uyguladı. Sadece Çerkesler arasında Ruslaştırmayı ve Rusya’nın diğer bölgelerine yerleşmeyi kabul eden küçük bir kısım olaylardan hiç etkilenmedi. Reddeden geri kalan Çerkes nüfusu çeşitli şekillerde dağıtıldı veya toplu halde öldürüldü. Bazı durumlarda Çerkesler Hristiyanlığı kabul etmeye zorlandı. Çoğu durumda Çerkes yerleşim yerleri bulundu ve yakıldı, sistematik olarak aç bırakıldı veya tüm nüfusu katledildi. Yok edilmesi planlanan halk genel olarak Çerkesler olsa da Kafkasya’nın diğer Müslüman halkları da etkilendi.

Rus ordusunda asker olan Lev Tolstoy, Rus askerlerinin gece köy evlerine saldırdığını bildirdi. Olaylara tanık olan İngiliz diplomat William Palgrave, “tek suçlarının Rus olmamak olduğunu” ekliyor. 1864’te Çerkesler tarafından İngiliz İmparatorluğu’ndan insani yardım talep eden bir dilekçe imzalandı. Aynı yıl, 1864’te savaşın bitiminden önce hayatta kalan nüfusa karşı toplu sürgün başlatıldı ve büyük ölçüde 1870’lerde tamamlandı. Bazıları, ayrılmayı beklerken kalabalıklar arasında salgın hastalıklardan öldü. Diğerleri, yoldaki gemiler fırtınalar sırasında battığında veya kâr odaklı nakliyecilerin kârı en üst düzeye çıkarmak için gemilerini aşırı yüklediği durumlar nedeniyle öldü. Akademisyenler, Rus hükûmetinin kendi arşiv rakamlarını dikkate alarak, bu süreçten Çerkes nüfusunun yüzde 80-97’sinin etkilendiğini tahmin ediyorlar.

Hayatta kalıp sürgün edilen Çerkesler Osmanlı Devleti’ne yerleştirildi. Osmanlı arşivleri, 1879’da yaklaşık 1 milyon Çerkes muhacirin Osmanlı topraklarına girdiğini, ancak bunların yaklaşık yarısının kıyılarda hastalıklar nedeniyle öldüğünü gösteriyor. Osmanlı arşivlerini destekleyen 1897 Rus nüfus sayımı, orijinal sayının onda biri olan yalnızca 150.000 Çerkes kaydediyor. 1929 baharında Kafkasya’ya bilimsel çalışma üzerine giden Gürcü tarihçi Simon Canaşia’nın karşılaştığı 91 yaşında bir ihtiyar, Karadeniz’in “karpuz gibi” insan vücut parçaları ile dolduğunu, kargaların kadın saçı ve erkek sakallarına yuva yaptığını aktarmıştır.

2023 itibarıyla Gürcistan, Çerkes soykırımını tanıyan tek ülkedir. ABD’nin Wayne şehri ve Doğu Türkistan Sürgün Hükûmeti de resmî olarak Çerkes soykırımını tanımıştır. Ukrayna meclisi ise tanımayı tartışmaktadır. Rusya, Çerkes soykırımını aktif olarak reddediyor ve olayları rızaya dayalı bir göç olarak sınıflandırıyor

Rus hükûmeti, soykırımın tanınması için çalışan aktivistleri ve konuyla ilgilenen akademisyenleri “aşırılık yanlısı”, “terörist” veya CIA ajanı olmakla suçluyor.

Çerkesler her yıl 21 Mayıs’ı Çerkes Yas Günü olarak anarlar. 21 Mayıs’ta tüm dünyadaki Çerkesler, özellikle Kayseri ve Amman gibi büyük Çerkes nüfusa sahip şehirlerin yanı sıra İstanbul, İzmir, Ankara gibi diğer büyük şehirlerde de Rus hükûmetini protesto ediyor.

1864’te Bâb-ı Âli, kıyılarında meydana gelen insani felaket nedeniyle Rus hükûmetinden tehcirleri durdurmasını defalarca istedi. Osmanlı talepleri defalarca reddedildi. Birçok gemi, aralarında mevcut olan hastalık nedeniyle Çerkesleri taşımayı reddetti. Nisan 1864’te Rus gemileri kendilerini nakliyeye sunmayı bıraktı ve tüm süreci Osmanlıların üzerine attı; ve General Yevdokimov yiyecek, su veya tıbbi yardım için hiçbir çaba sarf etmedi. Rusya, tehcir edilenlerin hayatta kalmasının öncelik olmadığını açıkça ortaya koyduğunda, Osmanlı ve İngiliz gemileri Çerkesleri taşımak için geldi.

Osmanlı kıyılarına varmayı başaran nüfusun büyük kısmı hastalıklar sebebiyle öldü. Trabzon’daki Rus konsolosu, 240.000 Çerkes’in geldiğini ve kısa bir süre sonra 19.000’inin öldüğünü ve ölüm oranının günde yaklaşık 200 kişi olduğunu bildirdi.

25 Mayıs 1864’te, İstanbul’daki İngiliz büyükelçisi Henry Bulwer, İngiliz hükûmetinin kendi gemilerinden bazılarını bu amaçla getirmesi gerektiğini, çünkü Osmanlıların kendi başlarına yeteri kadar gemiye sahip olmadığını savundu ve 29 Mayıs’ta bir Moldavya, bir Alman ve bir İngiliz gemisi ve sekiz Yunan gemisinin Çerkeslerin taşınmasına yardım ettiği bildirildi.

Rusya’nın Karadeniz sahiline inme politikasının gereği olarak Kuzey Kafkasya’yı ele geçirme amacıyla 1556’dan itibaren başlattığı Kafkas-Rus Çarlığı savaşı 308 yıl sürdü.

Çerkesleri yok ederek Kafkas Dağları’nın iç kesimlerine ilerleyen Ruslar, teslim olan Çerkesleri ya Çarlık ordusuna katılmaya ya da göç etmeye zorladı.

Sürgüne tabi tutulanlar Anapa, Novorossiysk, Gelincik, Soçi ile Adler gibi Karadeniz limanlarından gemilere bindirilerek gönderildi.

Çerkeslerin birçoğu Anadolu’da Ordu, Samsun, Tokat, Amasya, Sinop, Yozgat, Düzce, Adapazarı ve Kocaeli’de iskan edildi, bir kısmı ise Suriye ve Filistin başta olmak üzere Orta Doğu’ya yerleştirildi. Sürgün edilen Çerkesler zamanla yerli halka karıştı.

Osmanlı İmparatorluğu’na sürgün edilemeyen Çerkesler ise Orta Laba ve Orta Kuban nehirleri bölgesindeki Rus Kazak köylerine yerleştirildi.

Rusya’nın çok önceden planladığı “Çerkes halkını öz vatanlarından sürgün etme operasyonu”, adım adım gerçekleştirilen bir eylem olarak değerlendiriliyor.

Osmanlı topraklarına bile ulaşamadan binlerce kişinin öldüğü bu sürgün, “tarihin en acı olaylarından biri” olarak nitelendiriliyor.

İnsanlık tarihine kara leke olarak geçen Çerkes sürgünü, her yıl Türkiye’de yaşayan Çerkesler tarafından gözyaşı ve hüzünle anılıyor.

Türkiye’deki Çerkesler, sürgünü anmak için çeşitli etkinlikler düzenliyor. İlk Osmanlı topraklara çıkıldığı yer olarak bilinen Kefken’deki deniz kenarında “Nart ateşi” yakıp çevresinde “mezar taşı nöbeti” tutulan anma törenleri, “Sürgün Andı” okunmasıyla sona eriyor.

DÜZCE BELEDİYESİ, 2024’TE SÜRGÜN ANITI VE KÜLTÜR MERKEZİ’NİN AÇILIŞINI YAPTI

Uzun yıllar 1864’te yapılan Rus soykırım ve mezalimini anamayan Çerkesler’in 125. yıldan itibaren anma törenlerine başladığı ifade ediliyor.

Çerkesler, 160 yıl sonraki 21 Mayıs 2024’teki anmayı Düzce’deki 25 Mayıs’ta Türkiye’nin her tarafından gelen Kuzey Kafkasyalılar ile birlikte etkinlikle gerçekleştirdi.

Düzce’deki yapılan anıtın başında ikindi namazından sonra toplandılar.  Düzce Belediye Başkanı, Kuzey Kafkasya Federasyonu Başkanı, Düzce Çerkes Kültür Derneği Başkanı, Türkiye’nin değişik illerinden gelen Çerkes, Abhazya gibi Kuzey Kafkasyalılar dernek başkanlarının, siyasi parti milletvekilleri ve temsilcileriyle birlikte vatandaşlar da katıldı.

Anma töreni ikindi namazından sonra protokol konuşmaları, dua ve anıta karanfillerin konulmasıyla başladı. Anıttan Çerkeslerin geleneksel kıyafet, Türk ve Kuzey Kafkasyalıları temsi eden bayrak, pankartlar ile yürüyüşe geçen Çerkesler, “Vay Vay Adige” sloganlarıyla Düzce Cumhuriyet Meydanı’ndaki tören alanına yaklaşık bir buçuk kilometre yürüdü.

Tören alanına gelenleri; kurulan sahnenin önünde atalarının temsili mezar taşları başında nöbet tutan çocuk, genç, yaşlı Çerkesler karşıladı.

Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Anıt ve Kültür Merkezi açtıklarını vurgulayarak, “Çerkesler ve Kuzey Kafkasyalıların bu dramının çok geniş anlamda film yapılması, romanlarının yazılması gerekiyor. Buradan film yapımcı ve senaristlerine sesleniyorum.” Şeklinde çağrıda bulundu.

Düzce Adige Kültür Derneği Başkanı Ayşe Sezgin, yaptığı konuşmasında mezalimi, anıtın ve Kültür Merkezi’nin açılmasını anlatarak, Genç nesillere atalarına yapılan mezalimden ders almalarının altını çizdi.

“ÇERKESLERE VATANDAŞLIK HAKLARI GERİ VERİLSİN”

Kuzey Kafkasyalılar Dernekleri Federasyonu (KAFFED) Genel Başkanı Ünal Uluçay’da Rusya’nın mezalime dur demesini Çerkeslere vatandaşlık hakkının geri verilmesini istedi.

21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün 160. yıldönümü anma etkinlikleri Düzce’de gerçekleştirildi. Düzce Belediyesi’nin destekleri ile düzenlenen etkinlikte, Kafkas Anıtı önünde toplanarak ataları için dua eden Çerkesler, Anıtpark Meydanı’nda mezar taşı nöbeti tutup, Belediye Başkanlığı önündeki Cedidiye Meydanı’nda Nart ateşi yakarak acı kayıplarını hüzünle andı.

İnsanlık tarihinin en yakıcı olaylarından biri olarak bilinen 21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün 160. yılı Düzce’de anılırken hüzünlü anlara sahne oldu.

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) ve Düzce Kafkas Kültür Derneği tarafından Düzce Belediyesi’nin destekleri düzenlenen anma etkinliklerinde, Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce Çerkes, Kuzey Kafkasyalı bir araya gelerek, 1864 yılında yaşanan Rus-Kafkas savaşı sonrasında sürgün edilen ve insanlık dışı koşullar nedeniyle hayatını kaybeden atalarını andı.

Kafkas toplumlarının acılarını ve kültürlerini yansıtan Kafkas Anıtı önündeki törene, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, Düzce Milletvekilleri Talih Özcan ve Ercan Öztürk, Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Tekir ile KAFFED Başkanı Ünal Uluçay, Türkiye’nin dört bir yanından katılan dernek başkanları da hazır bulundu.

Rus-Kafkas Savaşlarında ve sürgün yollarında yitirilen Çerkesler için dualar edilerek, anıt önüne karanfiller bırakıldı. Ardından da kalabalık, ellerinde bayraklar ile kortej eşliğinde anma etkinliğinin yapılacağı Anıtpark Meydanı’na yürüdü. Meydandaki törende Çerkesçe ve Abazaca dualar yapılırken, yaşlı, genç, çocuklar mezar taşı nöbeti tuttu.

Düzce Adige Kültür Derneği Başkanı Ayşe Sezgin, törende yaptığı konuşmada, bu tarihi günde acılarını ve hüzünlerini paylaşmak üzere alanı dolduran kalabalığa teşekkür etti. Çerkes sürgünü ve soykırımının 160. yıldönümünde KAFFED öncülüğünde Düzce’de bir araya gelmekten ve Türkiye’nin dört bir yanından soydaşlarını ağırlamaktan onur duyduklarını ifade eden Sezgin, “Dilimizi, kültürümüzü, geçmişimizi asla unutmadan, unutturmadan varlığımızı devam ettireceğiz. Bu anlamlı günün düzenlenmesinde bize destek veren Sayın Dr. Faruk Özlü’ye ve ekibine teşekkür ederiz” dedi.

Kafkas Dernekleri Federasyonu Başkanı Ünal Uluçay da dünya tarihinin en büyük soykırımlarından biri olarak genel kabul gören 21 Mayıs Büyük Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nde kaybettiklerini saygı ve rahmetle anarken, gösterdiği duyarlılık ile bu yılki etkinliğin Düzce’de yapılmasını sağlayan Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’ye teşekkürlerini iletti.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Yardımcısı ve eski Devlet Bakanı Prof. Dr. Sabri Tekir ise Çerkesler adına kaleme aldığı şiirini okudu.

ÖZLÜ: “BU ACININ VE SÜRGÜNÜN ÇOK SAYIDA FİLMİ YAPILMALI, ROMANI YAZILMALI”

Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü de Uzun Mustafa Mahallesi’ne Adige ve Abhaz kültürünü yansıtan Kafkas Anıtı’nı yaparak Düzce’deki Çerkeslere vermiş olduğu sözü tuttuğunu söyledi. Bu anıt eserin; Çerkeslerin tarihsel miraslarının ve kültürlerinin bir sembolü olarak sonsuza kadar Düzce’de durmaya devam edeceğini kaydeden Özlü, ayrıca bu senenin başında Adige Kültür Merkezi’nin de temelini attıklarını hatırlattı. Belediye olarak bu önemli merkeze büyük önem verdiklerini ve merkezin inşası için imkanlarını seferber ettiklerini ifade eden Özlü, “İnşallah yakın zamanda Düzce Adige Kültür Merkezi’ni de hep birlikte açacak ve Çerkes kardeşlerimizin hizmetine sunacağız” şeklinde konuştu.

“Çerkeslerin acısı tüm Düzce’nin ve elbette tüm Türkiye’nin acısıdır. Sizlerin hatıraları hepimizin ortak hatırası, sizlerin tuttuğu yas hepimizin ortak yasıdır” diyen Özlü, bu acının ve sürgünün çok sayıda filminin yapılması ve çok sayıda romanının yazılması çağrısında bulundu.

CHP Düzce Milletvekili Talih Özcan da dünya tarihinde böyle üzücü olayların bir daha yaşanmaması temennisinde bulundu.

AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir ise, Düzce’nin göçlerle büyüyen, Kafkasya’dan, Balkanlar’dan, Karadeniz’den gelen acıların harmanlandığı bir şehir olduğunu söyledi. “Biz birbirimizin acısına ortak olarak, birbirimizin gözyaşını silerek bu şehirde bir arada yaşıyoruz” diyen Keşir, şöyle konuştu: “Acınız, acımız. Tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de dünyanın neresinde bir soykırım, bir sürgün, bir acı yaşanıyorsa biz elimizle, dilimizle, kalbimizle oradayız. Anadolu Coğrafyası ve Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman mazlum coğrafyaların yanında olduğumuzu ifade etmek istiyorum.”

Sürgünde yaşanan acıların anlatıldığı Çerkes halk ezgilerinin de seslendirildiği programın ardından yüzlerce kişi ellerinde meşalelerle Cedidiye Meydanı’na kadar yürüdü. Burada yakılan Nart ateşi etrafında toplanan Çerkesler, 160 yıl önce kaybettikleri atalarını hüzün içinde andı.

ÇERKES KÜLTÜR MERKEZİ'NİN TEMELİ ATILDI

Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Düzce’de yaşayan her kültürün gelecek nesillere aktarılmasında büyük önem taşıyan kültür merkezi projelerine birini daha ekledi. Düzce Adige Derneği’nin önerisi ve Düzce Belediyesi’nin teknik desteği ile yapılan hazırlıklar sonrasında Arapçiftliği Mahallesinde belirlenen yerde Adige Kültür Merkezi için temel atıldı.

Düzce’de çok kültürlü yaşamın unsurlarından biri olan Çerkesler için kültür merkezi inşa ediliyor. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü ve Düzce Adige Kültür Derneği’nin girişimleri ile yapılan proje hazırlığı sonunda Arapçiftliği mahallesinde belirlenen yere inşaat için temel atma töreni düzenlendi.

“KÜLTÜREL KİMLİĞİMİZİ GELECEK NESİLLERE AKTARACAĞIZ”

Kuzey Kafkasya’dan ayrılarak Türkiye’de ve dünyanın her yerinde yeni bir hayat kuran Çerkeslerin geçmişte yaşadıklarından söz eden Başkan Özlü, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada olmamıza vesile olan, Çerkes kardeşlerimizin kültür aktarım merkezi olacak bu güzide mekanın şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. 1864 yılında Rusya’nın yayılmacı politikasının bir sonucu olarak Kuzey Kafkasya’yı yurt edinmiş Çerkesleri sürgüne zorlaması ve sistematik bir soykırıma uğratması yakın tarihimizin en büyük acılarından biri olmuştur.

Saygı kültürünün en önde gelen temsilcileri diyebileceğimiz Çerkes kardeşlerimizin birçoğu Düzce’mize yerleşmiş ve şehrimizin kurulması, gelişmesi ve birlikte yaşam kültürünün oluşmasında büyük etki göstermişlerdir.”

“ARTIK ÜST KİMLİĞİMİZ DÜZCELİLİKTİR”

Düzce’de çok kültürlü yaşamın en önemli parçalarından birinin Çerkesler olduğunu ifade eden Başkan Özlü, zaman içinde üst kimlik olarak ortaya çıkan Düzcelilik kavramından söz ederek şöyle konuştu: “Bugün, sahip olduğumuz kültürel zenginliklerimiz bir yana, daha üst bir kimlik taşıdığımıza inanıyorum. Bu kimlik; Düzcelilik kimliğidir. Her birimiz en az üç nesildir Düzce’de bir hayat kurduk ve bu yaşamı bizden sonraki nesillere aktarmak için çalışıyoruz. Hem şehrimizi hem geleceğimizi inşa ediyoruz. Her yeni yaşamı şekillendiren ilk ve en önemli unsur aileden alınan kültür ve Adab-ı Muaşerettir. Kadim bir kültürü temsil ederken büyüklerimizden aldığımız örf, anane ve geleneklerimizi de hem yaşadığımız toplum hem de kendimizden sonra gelenlere aktarıyoruz.  Bu paylaşımların sürmesini sağlamanın, ülkemizin ve şehrimizin kültürel mirasının kaybolmadan nesilden nesile aktarılmasının sorumluluğumuz olduğuna inanıyorum.”

Anmada; Karadeniz’de balıklara yem olan atalarından tespit edilebilen Çerkesler ile Kuzey Kafkasyalıların isimleri yayımlandı. Atlı süvarileri eşliğinde Nart Ateşi yakan Çerkesler geçenin ileleyen saatlerinde “Vay Vay Vay Adige” ağıtlarıyla uğurlandı.

Kategorideki diğer haberler