Merih Eyyüp Demir

merihdemir@gmail.com

10 KASIM’I ANLAMAK

Yine bir 10 Kasım. Yine hüzün.

 

Her 10 Kasım’da yaşadığımız aslında karışık duygular. Özlem. Minnet. Bugün bağımsız bir ülke olarak yaşamamızın ve şanlı tarihimizde emperyalizme vurulmuş en ağır darbenin mimarına hasret. Özellikle ülkemizin içerisinde bulunduğu şartlar itibariyle zaman zaman arayış. Geçmişten bugüne bazen geçmişten günümüze söz-eylem hareketliliğinin muhteşemliğini çözebilme uğraşısı.

Saygıdeğer Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve teferruatlı nutkum, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve gelecekteki evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi bahtiyar sayacağım.

Efendiler, bu nutkumla, millî varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, istiklâlini nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.

Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.

Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.”

Ecdadımızın asırlar boyu ilmik ilmik işleyerek bizlere vatan yaptığı bu toprakların emanetçisi olmanın verdiği ağır sorumluluğun bilincinde nesiller yetiştirerek onlara lâyık olmak birinci ödevimiz olmalıdır. 1071’de Alpaslan’la geldiğimiz bu topraklarda tarihi süreç içerisinde yaşadıklarımız tarih kayıtlarında mevcuttur. Ancak emperyalizmin her alanda olduğu gibi tarih alanında da birikimlerimizi farklı noktalara çekme gayretleri bilinen bir gerçekliktir.

Antik Yunan’dan Eski Roma’ya kadar Batı toplumlarının kafalarındaki “Şark” tanımının Edward Said’le birlikte yeniden okunmaya başlamasıyla geliştirilen “Oryantalizm” ya da “Şarkiyatçılık” yorumlarını dikkatle analiz etme mecburiyetimiz ortadadır. Batılı bilim adamlarının bakış açıları bellidir. Yapmış oldukları, yapmaya çalıştıkları yönlendirmeler bellidir. Bunlara karşı kültürel alanda cephe oluşturma görevimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından ilim ve tekniğe dayalı milli ve çağdaş bir devlet olarak bizlere emanet edilmiştir. Bu emanete her alanda olduğu gibi kültürel alanda da sahip çıkma görevimizi Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey’in “Sen Türk olduğunu unutsan da düşman unutmaz” sözünü aklımızın bir köşesinde her daim taze tutarak yerine getirmeliyiz.

Atam!

Rahat uyu. Emanetinin bekçisiyiz. Nereden ve nasıl gelirlerse gelsinler, tarihimizin bilincindeyiz. İzin vermeyeceğiz. Silah arkadaşlarınız aziz şehitlerimizle birlikte vermiş olduğunuz mücadelenin yılmaz takipçileriyiz. Koşar adım 100. yılımıza ulaşma gayreti içerisinde sonsuza kadar bu topraklarda olacağımızı haykırıyoruz. Biz vatana sadakatimizde senin veciz sözlerinden hareket ediyoruz ve biliyoruz ki:

“Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda, mevcuttur!”