Ergün DUR

ergundur@gmail.com

İNSAN İŞTE.. İNSAN…

İnsanların başına gelen olayların %10 u iradesi dışında başına gelir. Fakat kalan %90 ise o olayları nasıl yönettiğiniz, nasıl karşıladığınız, nasıl tepki verdiğinize göre oluşur der uzmanlar.

Bir özlü sözle, bir şiirle, bir hikayeyle çok insanın değiştiğine tanık oldum. Bakın yukarıdaki tespiti haklı çıkaracak enfes bir hikaye paylaşacağım. Kılavuz olacak bir hikaye.. Tabiri caizse 10 numara hikaye..

Tabi bu hikâyeyi günümüze uyarlamak size kalmış.

Hikâyemiz şöyle;

Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan, sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineği sağan genç bir kadını uzaktan izlemeye başlamış.

Şeytan, kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş. Buzağı bu, az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış. Buzağı yerinde debelendikçe boynundaki ip biraz daha gevşemiş ve sonunda yular hepten çözülmüş.

Koşarak annesini emmeye giden buzağı, süt kovasına çarpmış ve bütün sütler yere dökülmüş. Sağdığı süt ziyan olunca siniri tepesine çıkan genç kadın, eline geçirdiği odunu buzağının kafasına vurmasıyla yavru kanlar içinde yere yığılmış. Yavrusuna saldırılmasına kayıtsız kalmayan anne inek bir tekmede kadını yere serip öldürmüş.

Uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görüp, elindeki tüfekle ateş ederek ineği öldürmüş.

Silah sesini duyan gelinin kocası koşup gelmiş. Karısını yerde cansız yatar, babasını da elinde tüfekle görünce, belinden silahını çekip, tek atışta babasını öldürmüş.

Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam bu kadar acıya dayanamayacağını düşünüp, bir kurşun da kendi kafasına sıkarak canına kıymış.

Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan, şimdi bu felaketi de bana yüklerler. ”Sorsanız hepsi Şeytana uydum der.  Buzağının ipini gevşetmekten başka ben ne yaptım şimdi?” demiş.

Düşünün, gelin olan bir kova süte olsun deyip gerekli sabrı gösterseydi, kendisi, eşi, kayınpederi, inek ve buzağı hayattaydı.. Yani küçücük bir sabır…

 Bu hikayeyi, evimizde karşılaştığımız türlü sorunlar, trafikte ki keşmekeşte , arkadaşlarımızla ilişkili envai çeşit münasebetlerde vs. kılavuz olarak kullansak bugün sonradan pişman olacağımız birçok olayı yapmayız diye düşünüyorum…

Tabi bunları söylerken elimizde olmadan kaçınılmaz son yani KADER diyeceğimiz konuları ayrı tutuyorum. Bununla  da ilgili çok beğeneceğiniz umduğum bir hikayeyle yazımı bitireyim.

Bir gün ölüm elinde listeyle adamın karşısına çıkmış. “Sıra sen de “ demiş. “Öleceksin”. Adam telaşlanmış, daha ölümün çok erken olduğunu, yapacağı çok şeyler olduğunu düşünmüş ve Ölüm e “Lütfen otur yorulmuşsundur bir kahve iç lütfen” demiş. Hikaye bu ya kabul etmiş şaşırmışta tabi. Adam kahvenin içine uyku ilacı atmış ve Ölüm kendinden geçtiğinde listedeki kendi ismini silip listenin en sonuna eklemiş.

Ölüm uyanınca yaptığı ikramdan çok etkilendiğini ve bu yüzden listenin sonundan başlayacağını söylemiş…

Bazen kaçınılmaz sonlar vardır…