İbrahim YILDIRIM

[email protected]

MİDHAT PAŞA – II

Tuna Valisi Midhat Paşa’nın çalışmaları ile vilayetteki Müslim ve Gayr-i Müslim halkın refah düzeyi yükselmişti. Bu durum, Rusya, Sırbistan, Romanya ve Bulgar komitelerini tedirgin etmişti. Özellikle Rusya Midhat Paşa’yı uzaklaştırmak için İstanbul Büyükelçisi İgnatiyef[1] vasıtasıyla Midhat Paşa’nın Tuna Vilayeti’ni Mısır gibi kendi adına imtiyaz altına alacağına dair Sultan Abdülaziz’e telkinlerde bulunmuş ancak azlettirememişti.

Midhat Paşa’yı azlettiremeyen Rusya, Bulgaristan’da karışıklık çıkarma çalışmalarına hız vermişti. Rusya Bulgar komitelerini maddi ve manevi destekliyordu. Rusya’da eğitim verdiği Bulgar gençlerini memleketlerine göndererek Slavlık ideolojisi aşılıyordu. Bunların gayretleri ve Filibe Rus konsolosunun müzaharetleriyle oluşan komiteler, İgnatiyef’ten aldıkları talimat gereği Tuna Vilayetine geçerek olay çıkartmak istediklerini Midhat Paşa casusları vasıtasıyla haber alıyordu. Gabrova ve Tırnova’da birer tabur asker vazifelendirdi ve süvari ve piyade zaptiye askerleri ve bir bölük nizamiye süvari alayıyla bu taburları destekledi. Midhat Paşa’nın mücadelesiyle bu çetelerin bir kısmını etkisiz hale getirdiği gibi bir kısmını da Tuna’da kaçmasını intaç etti. Fesat ocağı içerisinde kendisine tüccar süsü verenleri gerek istihbaratı gerek sorgulamasıyla tespit ederek divan-ı harbe vermiş, bir kısmını da çatışmalarda itlaf etmiştir.

İgnatiyef bu meseleyi bahane ederek, Midhat Paşa’yı azlettirmek için Mabeyn-i Hümayuna kadar gelmiş, ancak başarılı olamamıştır.

Hal böyle olunca da Midhat Paşa’ya tam 3 sefer suikast girişiminde bulunulmuştur. Bu teşebbüsler de alınan tedbirler üzerine akim kalmıştır.

ŞÛRA-YI DEVLET BAŞKANLIĞINA TAYİNİ

1867 Aralık sonunda, Tuna Valiliği ile ilgili bazı meseleleri görüşmek talebiyle 8-10 günlüğüne İstanbul’a gitmiş, işlerini halledip tam döneceği sırada Girit’ten gelen Sadrazam Âli Paşa, Meclis-i Vâlâ’yı ikiye bölerek Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Başkanlığına Cevdet Paşa’yı, Şûra-yı Devlet Başkanlığına Midhat Paşa’yı tayin ettirmiştir. ( 5 Mart 1868)

Midhat Paşa’nın Tuna Vilayetindeki başarılı icraatları Rusya’nın Slav politikasını baltaladığından Rus Sefiri İgnatiyef, Midhat Paşa’yı Tuna Valiliğinden aldırmaya çalışmıştı. Tuna Vilayet meclisinin 1866 yılı açılış konuşmasında “aza” yerine “mebus” ifadesi kullanılması, Tuna Gazetesinde de bu şekilde neşredilmesi ve Midhat Paşa’nın Mart 1867’deki İstanbul’a gelişinin dönüşünde Varna, Pravadi, Rusçuk ve Ziştovi gibi yerlerde karşılama kandilleri yakılmasını fırsat bilerek yakında Tuna Vilayetinin de Mısır gibi imtiyazlı bir konuma geleceği propagandasını yürütmüştü. Her ne kadar Sultan Abdülaziz bunlara kulak asmamışsa da rahatsızlık duymuştu. Midhat Paşa Tuna Valiliği görevine devam etmek istemişse de İgnatiyef’in faaliyetleri ve padişahın rahatsızlığı Âli ve Fuad Paşalar tarafından kendisine iletildiğinden Şura-yı Devlet Başkanlığı görevini kabul etmiştir.

Bugünkü Danıştay’ın başlangıcı kabul edilen Şûra-yı Devlet, tüm mülkî işlerin müzakere merkeziydi. Memurları yargılamak, Hükumet ve fertler arasındaki davalara bakmak, her türlü kanun ve nizamları tetkik ederek tasarı hazırlamak, Mülkî konularda kararlarını arz etmek, padişah ve hükumetten gelecek talepler üzerine her türlü konuda görüş beyan etmek gibi görevleri vardı.

-Devletin Resmi Gazetesi “Takvim-i Vekâyi” maarif vekâletinden alınarak Şûrâ-yı Devlet’e verildi.

-Kasım 1868’de İstanbul Sanayii Mektebi açılmış, Şûrâ-yı Devletçe hazırlanan 64 maddelik nizamname ile mektepte demircilik, dökümcülük, marangozluk, mürettip ve mücellittik, litografya, terzilik, saraçlık, kuyumculuk gibi birçok sanayi dalında eğitim verilmekteydi.

-Rusçuk Emniyet Sandığı Nizamnamesi dikkate alınarak, İstanbul’da “Dersaadet Emniyet Sandığı” 18 Haziran 1868 de kuruldu.

BAĞDAT VALİLİĞİ

Midhat Paşa gayet açık sözlü biri olup görüşlerini hiç çekinmeden ifade etmesi ile bazı özel toplantılarda kendisine Sadaretin yakıştığı söylendiğinin ihbarını alan Sadrazam Âli Paşa 14 Şubat 1869 da 6. Ordu’nun nezareti de kendisine verilerek Bağdat Valiliğine tayin edilmiştir.

-1864 tarihli Vilayet Nizamnamesi gereği Bağdat’ta da idari olarak bu sisteme geçmesine hizmet etmiştir.

-Askerî kur’a usulünü uygulamaya almış olup, Zaptiye Alayı kurmuştur. 1869 da Bağdat’ta nüfus sayımı yaparak askerlik çağına gelenler tespit edilmiştir. 6 Ordu Paşa’nın uhdesinde bulunduğundan mahalli kaynaktan asker alımına başlanmıştır.

O esnada Serasker Hüseyin Avni Paşa, Valilik ile Ordu kumandanlığının tek elde bulunmasına karşı çıkması üzerine, Ordunun idaresi Midhat Paşa’dan alınarak Altıncı Ordu Kurmay Başkanı Ferik Samih Paşa’ya tevcih edilmesi üzerine Bağdat Valiliğinden istifa ettiğini merkeze bildirmiştir. 8 Ağustos 1869.

Bu esnada Askerî kur’a usulüne karşı çıkan bir grup isyan çıkarttılar. Midhat Paşa derhal askeri kışlaya giderek aldığı tertibat ve tedbirlerle isyanı başarılı bir şekilde bastırınca, Sadaret Altıncı Ordunun idaresini yeniden Midhat Paşa’ya vermiştir. 28 Ağustos 1869.

-Paşa vilayette Miri araziyi halka dağıtarak bir toprak reformu yapmıştır. Bölge halkının toprak sahibi yapılmasıyla isyanların işiyle gücüyle meşgul olup biteceğine inanıyordu. Böylece tarım büyük ölçüde sıçrama yapmıştır. Elde edilen gelirle de Vilayetin imar faaliyetine finansal kaynak sağlanmıştır.

- Nehir ve Deniz ulaşımı: Fırat ve Dicle Nehri üzerinde gemiler için ulaşım şirketleri ve gemiler ihdas ederek taşımacılık hizmetlerine germi vermiştir. İdare-i Nehriyye marifetiyle bir takım gemiler alınmış ve bunlar vasıtasıyla yapılan taşımacılıktan güzel gelir elde edilmiştir.

-Bağdat ve Basra Tersanelerini ıslah etmiştir.

- Bağdat Kerbela Demiryolu inşası teşebbüs halinde kalmıştır.

-Bağdat Basra arasında telgraf hattı tesis etmiştir.

-Mektepler, Sanayi mektepleri açarak kalifiye insan ve eleman yetiştirmiştir.

-Matbaa ve gazete çıkartmaya Bağdat’ta da önem vermiştir.

-Gureba (Garipler) Hastanesi kurmuş, finansmanını da zenginlerin bağışlarıyla sağlamıştır.

- Midhat Paşa “Emniyet Sandığı”nı Bağdat’ta da kurmuştur.

- Kabileler arası diyaloglarla tesis ettiği dostluk marifetiyle emniyet ve asayişi temin etmiştir.

İLK SADRAZAMLIĞI

Âli Paşa’nın vefatıyla, 8 Eylül 1871 de Sadarete getirilen Mahmud Nedim Paşa, Âli Paşa taraftarlarını derhal sürgüne göndermekle işe başladı. Şirvânizade Mehmed Rüştü Paşa, Serasker Hüseyin Avni Paşa, İşkodra Valisi İsmail, Zaptiye Nazırı Hüsnü Paşalarla Mabeyn Başkâtibi Emin Bey ve diğer rakiplerini sürgüne gönderdiği gibi ardından Valileri de yerlerinden edip tayinler yaptı.

Sultan Abdülaziz’in desteği ve Rusya Büyükelçisi İgnatiyef’in akıl hocalığıyla dış siyasette Rusya yanlısı politikalar izlenmeye başlandı. Öyle Rus yanlısı politika yürütmeye başladı ki Mahmud Nedim Paşa halk arasında “Nedimof” olarak anılmaya başlandı.

Mahmud Nedim Paşa, Bağdat’a Rauf Paşa’yı tayin ederek, görev tesliminden sonra İstanbul’a gelmek üzere yola çıkan Midhat Paşa’yı Sivas’a Vali atadı. Ancak Padişah bu iradeyi geri çekince Midhat Paşa İstanbul’a geldi.

Mahmud Nedim Paşa, kendisini İstanbul’da uzaklaştırmak maksadıyla Edirne’ye Vali tayin etti. 27 Temmuz 1872. Edirne’ye gitmek üzere Padişah Abdülaziz’e nezaket ziyareti için huzura gelen Midhat Paşa, huzurda Mahmud Nedim Paşa’nın icraatlarını eleştirerek, idaresinin fenalığını dillendirince, Mabeyin kâtibi aracılığıyla Sadaret Mührünü Mahmud Nedim Paşa’dan almış daha Edirne’ye gitmemiş olan Midhat Paşa’ya vermişti.

İCRAATLARI

-Midhat Paşa Sadrazamlığında Mahmud Nedim Paşa döneminde bozulan Vilayet Usul ve Nizamlarını yeniden yoluna koymuştur.
-Medine’nin Cidde Mutasarrıflığına dâhil edilerek yeni bir Hicaz Vilayeti oluşturulmuştur.
İzmir’den Kasaba’ya ulaşım sağlayan demiryolunu Alaşehir’e kadar uzatmıştır.

-İstanbul-Bağdat ve Trablusşam- Bağdat Demiryolu projesini devreye almıştır.

-Rumeli Demiryollarından Vidin’e hat çektirerek, oradan Macaristan üzerinden Avrupa Demiryolları ile birleştirilmesi ön çalışmalarını yürüterek kurduğu özel komisyonu Tuna’ya göndermiştir.

-Orman ve Meadin (Madenler) Bakanlığını kurmuştur.

-Ticaret Mahkemelerine kolaylıklar sağlamış, Devlet alacaklarının tahsiline çalışmıştır.

-İptidai Mekteplerin yaygınlaşması için öşür ’den %1 fazla alınması ve eğitime harcanmasını sağlamıştır.

-Tüfekhane-i Âmirede 240 bin tüfeğin noksanlarını gidermiştir.
-Mahmud Nedim Paşa dönemindeki bütçeden 100 bin lira açık tespit ederek Mahmud Nedim Paşa’ya zimmet çıkarmıştır. (Bu 100 bin lirayı Mahmud Nedim Paşa işin esasında Sultan Abdülaziz’e vermiş idi. Sultan Abdülaziz durumu bildiğinden bu zimmeti affetti.)

AZLEDİLMESİ

Midhat Paşa 80 gün süren bu Sadaretinden 19 Ekim 1872 de azledilmiştir.

ADALET BAKANLIĞI

Ahmed Esat Paşa’nın sadrazamlığı zamanında 12 Mart 1873 de Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nazırı olmuştur.

Adliyelere getirdiği düzenlemelerin yanında İstanbul’da 100 yataklı bir Nisa hastanesi inşasını da yürütmüştür.

15 Ekim 1873 de Selanik Valiliğine 21 Ağustos 1875 de ikinci defa Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nazırı olmuştur.

SULTAN ABDÜLAZİZ’E YAPILAN DARBEDEKİ ROLÜ

10 Mayıs 1876 da Talebe-i Ulum’un İsyanı üzerine Sadrazam Mahmud Nedim Paşa ile Şeyhülislam Hasan Fehmi Efendi görevlerinden azledildiler. Sadrazamlığa Mütercim Mehmed Rüştü Paşa, Şeyhülislamlığa Hasan Hayrullah Efendi, Seraskerliğe Bursa’ya sürgün edilen Hüseyin Avni Paşa ve Meclis-i Vükelâ azalığına da Midhat Paşa 12 Mayıs 1876’da tayin edildiler. Bunlara “Erkân-ı Erbaa” , “Erkân-ı Müttefika” veya “Erkân-ı Hal’” tesmiye olunur ki Abdülaziz’in hal’inde rol oynadılar. Bunlara Askeri Mektepler Nazırı Süleyman Hüsnü Paşa ile Donanma-yı Hümayun komutanı Kayserili Ahmet Paşa da katıldılar.

30 Mayıs 1876 ‘da Abdülaziz hal’ edilip yerine V. Murad’ı tahta geçirdiler.

Bu darbeden Midhat Paşa ile Askeri Mektepler Nazırı Süleyman Hüsnü Paşa’nın beklentisi Kanun-i Esasi ile Meşrutiyet idi. Ancak Hüseyin Avni Paşa ile Mütercim Mehmed Rüştü Paşa mutlakıyet taraftarı olduklarından bu beklentileri gerçekleşmedi. Bunun üzerine Süleyman Hüsnü Paşa:
-“Madem Kanuni Esasi ve Meşrutiyet olmayacaktı biz niye darbe yaptık” diye muğber olacaktı.[2]

V. Murad’ın delilik emareleri üzerine, görevini yapamayacağı anlaşılınca, aynı ekip bu defa 93 gün padişahlık yapan V. Murad’ı hal’e ve yerine Şehzade Abdülhamid Efendi’yi tahta geçirmeye karar verdi.

Şehzade Abdülhamid Efendi ile Maslak’taki Musluoğlu Çiftliğinde görüşmeleri Midhat Paşa bizzat yürüttü. Onunla adeta saltanat pazarlığı yaptı.

Midhat Paşa önce V. Murad’ın sağlığına kavuşuncaya kadar vekâlet etmesini önerdi. Saltanat naibliğini yaygın kanaate göre Abdülhamid Efendi kabul etmedi. Ancak Kanun-i Esasiyi ve Meşrutiyet rejimine geçmeyi kabul etti.
Bu görüşmeler sonucunda V. Murad da hal’ edilerek 31 Ağustos 1876 da, Abdülhamid Efendi, II. Abdülhamid olarak tahta oturdu.

19 Aralık 1876 da Mütercim Mehmed Rüştü Paşa’nın istifası üzerine, Midhat Paşa ikinci kez Sadarete getirildi. Sultan Abdülhamid sözünde durarak 23 Aralık 1876 da Tersane Konferansının toplandığı gün 101 parelik top atışlarıyla Kanun-i Esasi ve Meşrutiyet ilan edildi. Midhat Paşa Meşrutiyet ilanını Tersane Konferansının toplandığı güne denk getirdi ki, konferans üyelerine Türkiye’de artık Kanun-i Esasi olduğunu ve Meşrutiyet idaresiyle konferans konusu ıslahatların ülke çapında yapılacağı mesajını vermek istemişti.

► DEVAM EDECEK...


[1] İgnatiyef: Rusya’nın o zamanki İstanbul Büyükelçisi.

[2] Konu ile ilgili tafsilat, “Mütercim Mehmed Rüştü Paşa” kitabımızda bulunmaktadır.