Halil YOLDAŞ

halil.yoldas@hotmail.com

Şehit ve Gazilerin Emanetlerinin kıymetini biliyor muz ?

23 Nisan 1920 Birinci TBMM ile kazandığımız kurtuluş savaşını Anadolu’daki bütün kardeşlerimizle (Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Arabı, kısaca Anadolu daki bütün halklar) birlikte kazandık.

KARDEŞLİĞİMİZ bir nimettir. Şimdi bu kardeşliğin kıymetini biliyor muyuz?

  29 Ekim 1923 tarihinde de "Türk Milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir." diyerek ilan ettiğimiz Cumhuriyet ve Demokrasi Milletimize bırakılmış en büyük miras ve vazgeçilmez bir değerdir. Kıymetini biliyor muyuz.?

 

Okullarda okuttuğumuz ve dilimizden düşürmediğimiz şu gerçekleri bir düşünelim.

 ” Cumhuriyet'te egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Halk kendi kendisini yönetme yetkisini temsilcileri aracılığıyla kullanır. Bu yönetimde yurttaşların seçme ve seçilme hakkı vardır. Devlet yönetimi, sınıfların, kişilerin ailelerin, bir zümrenin eline bırakılamaz. Milletin bütün bireyleri yönetime katılabilir ve söz sahibi olabilir. Çünkü Cumhuriyet yönetiminde bütün vatandaşlar eşit haklara sahiptir.

 

Türkiye Cumhuriyetinin. 95 yıllık öyküsü bir başarı, bir uygarlaşma öyküsüdür. Cumhuriyetin başarıları ile haklı bir gurur duyuyoruz. Bugün Türkiye, İslâm dünyasındaki tek laik ve demokratik Cumhuriyet, çağdaş bir ülke, yaşanan ekonomik krizlere rağmen dünyanın en Önde gelen ekonomisinden biri, bölgesinde hatırı sayılan güç, bir istikrar unsuru ve Avrupa Birliğine aday ülkedir.

 

Türkiye Cumhuriyeti laik ve demokratik anlayıştan taviz vermeden, İlmin ışığında çağdaş uygarlık yolunda hızla ilerlemektedir. Buna hiçbir güç engel olamayacak ve Türkiye Cumhuriyeti devleti kiyamete kadar yaşayacaktır İnşallah.  Yeter ki bizler Demokratik Cumhuriyetin temel ilkelerine güvenerek  bilimsel ve akılcı yoldan ayrılmayalım, hak ve özgürlüklerimize sahip çıkalım.

  1. şu da binmelidir ki: Haklar ve özgürlükler, sadece anayasa ve yasalarda yazılı olmakla kalmayıp, vatandaşlar tarafından kullanılabiliyorsa bir anlam ifade eder. İnsanlar düşüncelerini özgürce yazıp söyleyebiliyorlarsa, hakları için örgütlenebiliyorlarsa, hakları için demokratik eylemleri engellenmeden örgütleyebiliyorlarsa, yönetenler; halkın taleplerini dinliyor ve karşılamak için çaba sarf ediyorsa; işte o zaman Cumhuriyetimiz, demokratik bir cumhuriyet olur.

Bizim de içinde yaşadığımız coğrafyada örneklerine sıkça rastladığımız gibi, halkına sırt çevirmiş, küçük bir Elit gurubun çıkarlarını gözeten, halkının taleplerine kulak tıkayan, en meşru taleplerini bile şiddet yöntemleriyle baskılayan yönetimler; adı cumhuriyet de olsa yıkılmaya mahkûmdurlar.

 

Hak ve hürriyetlerden Adalet ölçülerine göre yoksun toplumların ayakta kalmaları ve sağlık ve huzur içinde yaşamaları mümkün değildir. İnsanlarımızı yargı kararları olmadan Kendi İnançlarımız ve düşüncelerimize göre VATANSEVER ve VATAN HAİNİ yapmadan kucaklamalıyız.

Bu nedenle, bizlere ve gelecek nesillere düşen en önemli görev; Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunmak, Atatürk ilke ve inkılâplarını koruyup, kollamak; Terörizme, İhanete iç ve dış tehditlere karşı duyarlı olmaktır.

 

Cumhuriyet, demokrasiyi geliştiren en iyi sistemdir. Kişinin hak ve Özgürlükleri ancak bu sistem içinde güvencede olabilir.  Millet olarak Cumhuriyet'e bağlanıp, onu yüceltip geliştirebilirse T.B.M.Meclisine sahip çıkabildiği oranda demokrasinin nimetlerinden yararlanır ve çağdaş toplumlar içindeki yerini alır. Bu nedenle Cumhuriyeti yüceltip sürdürmek Hepimizin milli görevidir

 

Bu duygu ve düşüncelerle; Cumhuriyetin 95 Kuruluş yıldönümünü kutlar,  canlarını bu uğurda feda eden şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum.

Anneler babalar yöneticiler ve “Muallimler; Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”

Bağımsızlık:Birlik beraberlik ve KARDEŞLİK le korunabilir.

 

Bilindiği gibi, Kurtuluş savaşında Millet olarak, tüm imkânsızlıklara rağmen, büyük bir inanç ve kararlılıkla yürütülen Kurtuluş Savaşımız, tarihte eşine az rastlanır bir zaferle sonuçlanmıştır. Ve bu zafer, Cumhuriyet’le taçlandırılarak, tarihimizin en büyük dönüm noktalarından birisi olarak gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyet rejimi; demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini gerçekleştirme inancının temel dayanağı olmuştur.

Millet egemenliğine dayanan Cumhuriyet idaresi, Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese fert olma hakkını vermiş ve sorumluluğunu yüklemiştir.

 

İnsanı ön planda tutan bu anlayışla, devletin ve toplumun geleceğinden kendini sorumlu tutma şuuru geliştirilmiş, insanlığın ortak değeri olan medeniyetin gelişimine büyük katkılar sağlanmıştır.

Kısaca; Cumhuriyet, Milletimizin ufkunu açmış, bilimsel gücünü ortaya çıkarmış; O’nu modern dünyanın kavram ve değerleri ile tanıştırmıştır. Türk Milleti, modern dünyanın bir üyesi olmanın haklı onurunu tatmış; devletimiz, gelişen ve kalkınan bir “dünya devleti” olmanın kıvancına erişmiştir.

 

Millet olarak, bugün bunun haklı gurur ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Bunun içindir ki; Cumhuriyetimizin ilanının yıldönümleri olan Cumhuriyet Bayramlarını her yıl tüm yurtta büyük bir coşkuyla kutluyoruz.

Ülkemizin günümüz dünyasında daha fazla söz sahibi olabilmesi için dünyadaki gelişme ve değişmeleri iyi tahlil etmemiz, bizi tek millet, tek devlet, tek vatan yapan tek bayrak altında toplayan yüksek değerlerimize sahip çıkmaya ve bu değerleri yüceltmeye devam etmeliyiz. Milli birlik ve sosyal dayanışma ruhu içinde birbirimize kenetlenerek; birlik, beraberlik ve dayanışmamızı sürdürmeliyiz. Milletimizi Irklara, Bölgelere Mezheplere bölerek ayırmaya kalkmak Demokrasiye ve Cumhuriyete yapılacak en büyük ihanetir.

Parlamento Milletin fikir ve Düşüncelerinin Temsil edildiği ey yüce makamdır. En son söz Meclisin, En son Karar Meclisin ve Milletin olmalıdır.

Parlamentonun gücü ve denetiminden uzak hiçbir kurum ve makam olmamalıdır.

Bu arda Cumhuriyetimizi ilelebet Payidar etmek istiyorsak şuna çok dikkat etmeliyiz. Millet yarısını vatansever, yarısında düşüncelerinden inançlarından dolayı, Mahkeme kararları olmadan vatan haini ilan etmekten kaçınmalıyız.

Üzerinde bulunduğumuz coğrafya tarihin her döneminde politik, stratejik ve ekonomik cazibe merkezi olmuştur. Bu nedenle zorlu bir coğrafya olarak bilinmektedir. Yaşadığımız bu zorlu coğrafyada var olabilmenin, büyümenin, güçlü ve mutlu olabilmenin temel koşulu birlik ve beraberlik bilincine ötekileştirmeden sahip olmaktır.

 Aziz milletimiz gücünü ve bekasını sağlayan enerjisini birlik, beraberlik ve kardeşliğinden almaktadır..Selam ve dua ile.

halil.yoldas@hotmail.com