İbrahim YILDIRIM

[email protected]

SULTAN ABDÜLHAMİD KIBRIS’I İNGİLTERE’YE NEDEN VE NASIL VERDİ?

1571 de Lala Mustafa Paşa’nın fethettiği Kıbrıs Adası 1878 de nasıl elimizden çıktı?

1877-1878 Doksan üç harbi bittiği ve Ruslarla 3 Mart 1878 de Ayastefanos antlaşması imzalandığı halde Kıbrıs gibi stratejik bir adayı Sultan Abdülhamid İngiltere’ye neden ve nasıl verdi?

Doç. Dr. Hüseyin Çelik konuyu İngiliz belgelerinden araştırarak yazdığı “Ali Suavi ve Dönemi” adlı eserinde anlatıyor:

İngiltere Hariciye Bakanı Salisbury Markizi, Ali Suavi’nin 20 Mayıs 1878’deki Çırağan baskınından dört gün sonra 24 Mayıs 1878 de İstanbul’daki İngiliz Elçisi Austen Henry Layard’a Kıbrıs Adasının İngiltere’ye verilmesi ile ilgili hazırladığı taslağı ulaştırmıştır.

Büyükelçi Layard vakit kaybetmeden bu taslağı, Abdülhamid’e sunmuştur. Bu faaliyeti ile ilgili olarak da 25 Mayıs 1878 de, İngiltere Hariciye Bakanı Salisbury Markizi’ye şifreli ve “çok gizli” bir telgraf gönderir. Bu telgrafta konu Kıbrıs’tır:

Sultanı gördüm. Onu son hadisenin tesiriyle çok hasta ve gerilimli buldum. Kendisi Başvekil Sadık Paşa’ya tamamen benim tavsiyelerim doğrultusunda hareket etmesini emretti. Ümit ediyorum ki taslak yarın imzalanacaktır. Layard. ”

Büyükelçi Layard, Hariciye Vekili Salisbury’den aldığı talimat üzere elçilik tercümanı Sadison’u görüşme talebinde bulunmak üzere Yıldız Sarayına gönderir. Sultan hemen gelmesini irade buyurunca da, Layard Yıldız Sarayına gitmiştir.

Sultan, dışarıdan görülen fakat sesin duyulmadığı bir odada ayakta kabul etmiştir. Layard, Sultanı şiddetli bir depresyon altında ve çok hasta bulmuştur. Sultan Ali Suavi vakasından sonra üç günden beri uyumadığını, bundan ötürü şiddetli bir baş ağrısından muzdarip olduğunu söyler.

Çırağan Vakasından sonra zaten vehimli olan Sultan’ın evhamı ızdıraba dönüşmüştür. Abdülhamid’in bu zaafını tespit eden Büyükelçi, Padişahın bu ürkekliğini telaşını usta bir ressam gibi tasvir etmiştir. Artık Sultan’ın pazarlık gücü yoktur. Babıali’ye ve etrafındaki bürokratlarına güvenmeyen Sultan’a İngiliz diplomasi dilindeki maharetini çok iyi kullanarak o derece etkilemiştir ki, Majeste Kraliçe’nin ve hükumetinin kendisine ne kadar dost ve müttefik olduklarını uzun uzun anlatmıştır. Sultan da , “Yeryüzündeki tek dostunun Majeste Kraliçe ve İngiltere olduğunu söylemiş ve ayrıca Layard’a da sınırsız güvendiğini” belirtmiştir.

Elçi konu üzerinde o kadar durur ki, İngiltere’nin Asya ve Avrupa politikasını anlatarak ülkesinin Rusya’ya karşı Osmanlı Devletiyle bir “Savunma ve İşbirliği Antlaşması” yapmak istediğini bildirir. Sultan bunu son derece olumlu karşılar. Fakat Sultan’ın günlerdir uykusuz kalmasının etkisiyle Layard’ı dinlemeye mecali yoktur. Sultan istirahate ihtiyacı olduğunu söyleyerek özür diler ve Savunma ve İşbirliği ile ilgili detayları Başvekil Sadık Paşa ile görüşmesini söyler. Layard ise diplomatik hipnozun etkisiyle ısrarla konuşmaya devam ederek; bütün anlattıklarının yapacağı teklifin yalnız bir parçası olduğunu söyler. Ancak Sultan daha fazla devam edecek halde değildir.

Layard Sadık Paşa ile görüşmeye devam eder. Bu görüşmenin başlangıcında Mabeyin Müşiri İngiliz Said Paşa gelir ve Sadık Paşa’nın kulağına “Layard’ın Savunma ve İşbirliğiyle ilgili ne tür teklifi varsa, Sultan’ın kabul etmesini istediği” iradesini iletir.

Layard teklifini açıklar. Bu teklife göre, İngiltere Osmanlı Devleti’nin Asya’daki topraklarını Rusya’ya karşı koruyacak, Avrupa’daki topraklarına yönelik dış müdahalelere karşı ise “garantör” görevini üstelenecektir. Bunun karşılığında Kıbrıs İngiltere’ye “üs” olarak verilecek ve Osmanlı Devleti esasları sonradan iki ülke tarafından tesis edilecek reformlar gerçekleştirecektir.

Daha sonra Layard, Sadık Paşa ve Hariciye Nazırı Safvet Paşa ile bir araya gelir ve onların sorularını cevaplandırır, tereddütleri giderir. Böylece oluşturulan geçici antlaşma 26 Mayıs 1878 de Sadık Paşa ve Layard tarafından imzalanır. Daha sonra metin Sultan’a okunur. Sultan hiçbir noktasına itiraz etmez. Sadık Paşa ve Sandison metni Fransızca ’ya çevirirken Sadık Paşa Sultan için bir de Türkçe metin hazırlar.

Layard metni son kez görmesi için Salisbury’e gönderir. Sultan 4 Haziran 1878 de antlaşma metnini imzalar. Böylece Kıbrıs elden çıkar, İngiltere’ye verilir.

ABDÜLHAMİD İNGİLTERE’DEN KORUNMA TALEP ETMİŞ?

Sayın Hüseyin Çelik İngiliz belgeleri üzerinde yaptığı araştırmalarından ilginç tespitler elde etmiştir. Buna göre Kıbrıs Adasının İngiltere’ye bırakılması yanında, Abdülhamid’in, Ali Suavi’nin Çırağan baskını olayının basit bir olay olmadığı gerek askerî ve gerek sivil uzantılarının bulunduğu vehmine kapılmış ve İngiliz Elçisi Layard’dan şahsına ve ailesine karşı bir hareket olması halinde İngiltere’nin kendilerini korumasını istemiştir. [1]

Layard’ın 31 Mayıs 1878 tarihli ve “çok gizli” damgası taşıyan bir raporunda “ Said Paşa’dan bir mektup aldığını ifadeyle, bu mektupta “Padişahın Suavi Vakasından dolayı vehimler içinde olduğunu ve hayatına ve hürriyetine kastedilmek istenmesi halinde İngiliz gemilerinden birine sığınmak istediğini bildirmiştir.

Layard, bu durumda Sultan’ın İngiliz elçiliğine sığınabileceğine dair önceden Başbakan Lord Derby’den yetki aldığını ifade etmiştir.  Said Paşa’nın müracaatı üzerine Layard, Kaptan Stafford’a emir vermiş ve İngiliz gemisi Helicon’u Çırağan Sarayının önünde demirletmiştir.

Ertesi günü Said Paşa iki acele mektup göndererek Sultan’ın Helicon’un eski yerine dönmesini istediğini iletmiştir. Sultan Helicon’un Çırağan Sarayının önünde beklemesinin başka söylentilere yol açacağından endişe etmektedir.

29 Mayıs 1878 Çarşamba[2] günü Sultan Layard’ı Saraya davet etmiştir. Akşam yemeğinden sonra Said Paşa kendisini hareme götürmüştür. Harem Ağası Sultan’ın Layard’ı yalnız görmek istediğini söyleyerek Said Paşa’yı göndermiştir. Haremde Sultan baş başa yaptığı görüşmede Rum Doktoru Mavrogeni tercümanlık yapmıştır.

Sultan, Layard’la yaptığı görüşmede şu noktalar üzerinde durmuştur:

“Kendisi çaresiz ve zor durumda olduğu için elçiyi çağırmıştır. Durum zannedilenden çok daha vahimdir. Eski Sadrazam Sadık Paşa[3] itimat edilir biri değildir. Birkaç gün önce gittiği bir kışlada askerler çalıların arasından silahlarını onun üzerine doğrultmuşlardır. Sultan artık halk arasındaki tesir ve sevgisini yitirdiğine inanmaktadır. Rusların katlettiği binlerce Müslümanın ölümünden kendisinin sorumlu tutulduğuna, memleketin yaşadığı dehşet ve felaketlerin hesabının şahsından sorulacağına inanmaktadır.  Fakat ne yapmışsa halkının refahı ve mutluluğu için yapmıştır. Böyle olduğu halde tahta çıktığı günden beri bir gece rahat uyuyamamıştır. Günleri elemle doludur.

Doktor Mavrogeni’ye göre Sultan zihnî bir kargaşa içerisinde, şiddetli bir bunalım geçirmektedir. Günlerce uyku uyuyamamıştır.

Layard, Sultan’ın rahatlaması için bütün gayretini göstermiştir. Sultan’a her zamanki akıllık ve sağduyuyla yapacağı reformlarla ülkesinin çok daha iyi günler göreceğini, mevcut durumda bile İngiltere’nin kendi yanında olduğunu söylemiştir.

Elçi gece saat 11 de Harem’den ayrılırken Sultan daha iyidir. Ancak Sultan sabahleyin 5-6 sıralarında kendisini ve tercüman Sandison’u tekrar aramış kendisinin ve aile fertlerinin hayatlarının tehlikede olduğunu tekrarlamış ve bir an önce harekete geçip ne yapmaları gerekiyorsa yerine getirmelerini istemiştir. Layard, kendisinin tekrar Yıldız’a gitmesinin faydasız olduğunu düşünerek bir mektup yazmıştır. Mektupta, Said Paşa’ya ve Dr. Mavrogeni’ye güvenmesini her hangi bir durumda adı geçen şahısların kendisiyle temasa geçebileceklerini bildirmiştir.

Bu gelişmelerden sonra Layard, geçici bir şuur kaybı buhranı geçirdiği sonucuna varmıştır. Layard’ın bildirdiğine göre Sultan sadece ondan yardım istememiş aynı zamanda Prens Recess’e de kendisini himaye etmesi için müracaat etmiştir.

Raporunun sonunda elçi, Padişahın bir an önce yaşadığı krizi atlatıp sağlığına kavuşmasını ümit eder. Aksi halde durum Osmanlı Devleti için felaket olur. “[4]

SULTANIN KIBRIS’I İNGİLİZLERE VERİŞİNDEN PİŞMANLIĞI

Sultan Abdülhamid, kendisinin içinde bulunduğu olağanüstü vahim durumundan faydalanılarak Kıbrıs’ın elden gittiğini aklı başına gelince anlamış, ancak iş işten geçmiştir.

Abdülhamid İngilizlerin Osmanlı aleyhine politika yürüttüğü kanaatinde olmuş bu nedenle İngilizlere karşı çekinceli buna karşın Alman dostluğunu kazanmayı esas alan bir politika yürütmüş olup bunu kaleme aldırdığı hatıralarında da belirtmiştir. 12 maddelik İngiliz siyaseti ile ilgili yazdığı muhtıralarının 5. Maddesinde:
“Kıbrıs Adasını Devlet-i Aliye’den ne suretle kendi idarelerine almayı başardıklarına,  Ali Suavi Vakasını, Kıbrıs antlaşmasından önce vukua getirmeleri ve Kıbrıs’ın terkiyle Suavi Vakasının birbiriyle kesin ilişkisi olduğu…”[5]

Sultan Abdülhamid, her fırsatta Kıbrıs konusunda pişmanlığını dile getirmiş, işin oldubittiye getirildiğini söylemiş, hatta İngiltere’nin Kıbrıs’a karşılık vadettiği desteği sağlamadığını bu nedenle antlaşmanın yeniden müzakere edilmesini istemiştir. [6]

Layard’ın sonradan gönderdiği raporlarda, Sultanın “Kıbrıs meselesinin kötü bir zamanda gündeme geldiğini, oldubittiye getirildiğini bildirmiş dolayısıyla antlaşmanın yeniden gözden geçirilmesini”  ima etmiştir.[7]

Ancak İngiltere Kıbrıs konusunda yeniden görüşme açılmasına hiçbir zaman yanaşmamıştır. [8]

İngiliz Yönetiminin ilk 26 yılında Kıbrıs’ta yapılan bir şey olmamış, denebilir ki İngilizler adaya hiç para harcamamıştır. Kıbrıs’ı kendi geliriyle yönetmeye çalıştılar. Ama Kıbrıs Antlaşması imzalanırken İngilizler Osmanlı Yönetimine yılda 95.000 Sterlin haraç ödemeyi kabul etmişlerdi. Bu para Kıbrıs’tan çıkartılıyordu.

1914 de I. Dünya Savaşında İngiltere karşımızda yer alınca İngilizler 5 Kasım 1914 de Adayı ilhak ettiğini ilan ederek sömürge olarak yönetmeye başlarlar. 24 Temmuz 1923 de imzalanan Lozan Antlaşmasıyla Türkiye İngilizlerin bu oldubittisini kabul etmek zorunda kaldı. [9]


[1] Konu ile ilgili 27 Mayıs 1878 tarihli mektuplar İçin İngiliz Dış İşleri Bakanlığı arşiv vesika numaraları; F.O: 78-2789 From Layard to Marquis Salisbury, No: 692/ F.O 78-2820 No:513
[2] 29 Mayıs Cuma gününe denk gelmektedir.

[3]Sultan kuşkulandığı bürokratları görevinden almaya başlamıştır. Sık sık Sadrazam değiştirir.  Sadık Paşa iki gün önce 27 Mayıs 1878 de görevden alınmış ve yerine Mütercim Mehmed rüştü Paşa atanmıştır. Rüştü Paşa’nın bu son Sadareti de 7 gün sürmüştür. 27 Mayıs Çarşamba günü göreve getirdiği Rüştü Paşayı ertesi Çarşamba 5 Haziran 1878 de görevden almıştır. Rüştü Paşa “bu defaki Sadaret değil rezalet oldu” diyerek şaşkınlığını ifade etmiştir.

[4] F.O 78-2789 From Layard to Marquis of Salisbury, No 693

[5] İsmail Hakkı Uzunçarşılı,Tarih Dergisi 1954 cilt 7 sayı 10 sh: 44

[6] Başbakanlık Devlet Arşivi Kısım 9 Zarf: 72 Karton: 4 Evrak: 1094

[7] BOA YEE Kısım 14 Zarf: 126 Karton: 7 Evrak: 164

[8] Hüseyin Çelik Ali Suavi ve Dönemi, İletişim yy İst-1994 sh: 404-429 İngiliz Belgeleri sh: 725-748

[9] Salahi R. Sonyel, Abdülhamid 48 saat içinde Kıbrıs’ı İngilizlere Nasıl Kiraladı? Belleten Cilt 42 Sayı 168 sayfa 741