Medine BAYKAŞ

VE ORDUMUZ 09 EYLÜL 1922  DE İZMİR’ E GİRDİ

Büyük Taarruzun devamında, vatan topraklarından düşmanları temizlemek için ordumuz ve milletimiz birlik ve beraberlik mücadelesi vermiştir

 

Ordular, İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!  Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle…karış karış vatan topraklarından düşman def edilmiştir.

Bu şanlı zaferin içinde İzmir de kendi yerini almıştır.

Nice kurşunlar atıldı da düşmana, sadece 1 tanesi tarihe geçip İLK KURŞUN diye anıldı.

Nice yiğitler cenk etti de er meydanlarında bir tanesi unutulmadı, işte O Hasan TAHSİN’ di. İzmir Konak Meydanında zaferin sembolü olarak İLK KURŞUN ANITI dikildi…

Bu zafer unutulmasın, bu koca yürekli insanların ruhu şad olsun diye, her yıl kutlamalar yapılır güzel İzmir’imiz de. 

Nice zaferler kazanıldı da, 1 tanesi marş oldu dillerde dolaştı, asla unutulmadı.

İşte İzmir Marşı…Her zaman dillerde yüreklerde…

İzmir'in dağlarında çiçekler açar
Altın güneş orda sırmalar saçar

Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar
Yaşa Mustafa Kemal Paşa! Yaşa!
Adın yazılacak mücevher taşa

 

İzmir'in dağlarında oturdum kaldım
Şehit olanları deftere yazdım
Öksüz yavruları bağrıma bastım
Kader böyle imiş ey garip ana!
Kanım feda olsun canım vatana.

 

İzmir’de doğmuş, İzmir’de büyümüş, eğitim ve iş hayatını İzmir’de geçirmiş bir kadın olarak yaşadığım şehre her İzmir’li gibi bende hayranım, nasıl hayran olmayayım?

Ne zaman Konak Meydanından ofisime doğru yürüsem, tarih canlanır gözümde, öyle topuklarımı çarpıp geçmem taşlara…Ecdadımıza dua okurum, kimler geldi kimler geçti buralardan derim. Kurtuluş zaferinde bayrağımızın Hükümet Konağına nasıl asıldığını hayal ederim…

Savaş sırasında Konak Meydanında nice kanlar döküldü, şimdi kuşlar buğday yiyor, kanat çırpıyor…Belki de her biri melek olup giden bir insanı temsilen uçup geliyor oraya…İşte o yüzden beklide beyaz güvercin barışı simgeliyor…Kuşlar şimdilerde orada hep uçuyor…

Hükümet Konağında Türk bayrağı dalgalanıyorsa, her şeyiyle vatanı için mücadele eden ecdadımız sayesindedir. Kendim ve Türk Milleti adına teşekkür ederiz. Ruhları şad olsun.

 

Tarihi anmak için tarihi bilmek de gerekiyor…O nedenle hikayeleştirilmiş, resimleştirilmiş, belgeselleştirilmiş bir çok veriyi inceledim, sizin için iki tanesini örnek olarak sundum.

 

Tahsin İşbilen’in İzmir'in işgali ile kurtuluşu arasındaki 3 yılın filmi, Yunan gazeteci Mihail Rodas gözünden İzmir'in işgal yıllarını anlatıyor. Maşatlıktan Kurtuluşa, Doç. Dr. Oktay Gökdemir anlatımıyla izlemenizi öneriyorum.

Tahsin İşbilen’e de bu yapımı için teşekkür ediyorum.

 

APİKAM’ı saygınlaştıran bilim adamı düzenlediği sempozyumlar, yayınladığı kitaplar, arşivciliğe getirdiği modern uygulamalar ve yurtdışı ilişkileri ile APİKAM’ı çok saygın bir düzeye çıkaran Doç. Dr. Oktay Gökdemir’i kutluyor ve rahmetle anıyorum…

 

İzmir 1922 Belgeselini izlemek için bizleri yönlendiren Tarih Öğretmeni Ramazan Yetgin’ e de teşekkür ediyorum.  1922 İzmir Yangını veya yabancı kaynaklarda kullanılan terimle, Büyük İzmir Yangınını birde bu belgeselin gözünden izlemenizi öneriyorum.

İzmir enternasyonal fuarı  03-12 Eylül 2021 de, eğlence dolu etkinlikleri ile Kültürpark’ta hizmet vermeye devam ede dursun, ben akşamları yine kayınvaldem ile İzmir Fuarındaki ağaçların boylarını konuşuyor olacağım. Camdan bakıp “Yangın yeriydi kızım buralar, pıtıraklık derlerdi buralara… ben buraya gelin geldiğimde, şimdi bu kadar yeşil bir bahçemiz var” diyecek...

Duvarlarla çevrelenen İzmir enternasyonal fuarı  Kültürpark'ın Lozan Kapısı, Montrö Kapısı, 9 Eylül Kapısı, Cumhuriyet Kapısı ve 26 Ağustos Kapısı olmak üzere beş tane giriş kapısı vardır.

Bu isimlerin hiçbiri tesadüfen verilmemiştir.

 

Kültürpark gerçekten de şuan da değişik etnik kökenli grupların gündüz uğrak yeri, hatta yerleşim yeri diyebiliriz…Sadece makamında oturan, toplumu izlemeyen kişiler bu tespitte bulunamaz. Ben şehir merkezinde yaşadığım için bu izlenimimi rahatlıkla ifade edebiliyorum.

 

Yine tekrarlamak istiyorum..Tarihi anmak için tarihi bilmek de gerekiyor…

 

İzmir şehir merkezi malesef mülteci toplama kampı gibi…Özellikle mücadelenin verildiği 9 eylül meydanı yakınlarında değişik etnik grupları günün her saatinde görebilirsiniz. Her ne kadar belediye başkanımız, sosyal medya sayfalarında mültecilere belediye olarak görevimizi yapmaya devam edeceğiz deseler de…

İzmir göç idaresi birçok projeyle mültecileri sosyal yaşama entegre etmeye çalışsa da…vatandaşın dilinde dolaşan bir mülteci kavramı almış başını gidiyor…işte bu günlerde, onların atalarının değil de bizim atalarımızın bu topraklar için mücadelesi aklımdan hiç gitmiyor…çünkü okuyorum, çünkü araştırıyorum…Vatanımın ve yaşadığım ilin her karışının kurtuluş hikayesini önemsiyorum…Devletimin… halkın içine nüfus edip, bir de olayları halkın gözüyle görmesini ümit ediyorum.

Yine tekrarlamak istiyorum..Tarihi anmak için tarihi bilmek de gerekiyor…Zeybeği böylesine coşkuyla oynamak için Ege’li olmak gerekiyor…Kollarını aça aça, göğsünü gere gere oynanan başka bir oyun var mı? Varsa söyleyin dostlar…Böyle bir zafer nasıl kutlanmaz sorarım sizlere…

 

İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşu kutlamaları sırasında, diz çöküp kırmızı beyaz döpyesim ile Zeybek oynayabiliyorsam, bu vatan toprağının çocuğu olduğum içindir. Yoksa kolay kolay hiçbir millet beni diz çöktürüp toprağını selamlatamazdı…

Zeybek oynayıp diz çökmek, en çok bu vatanın evlatlarına yakışıyor…