İbrahim YILDIRIM

[email protected]

MÜTERCİM MEHMED RÜŞTÜ PAŞA RÜŞVET ALMAZDI!..

Bugün özlem duyduğumuz bir haslete sahip bir devlet adamımızdan bir anekdot sunacağım sizlere…

Mısır Hidiv’i İsmail Paşa, Hariciye Nazırı Mısırlı Halil Şerif Paşa ile araları pek bozuktu. Hariciye Nazırının görevden azli için Sadrazam, Rüştü Paşa’ya defaatle müracaat ettiği halde netice alamaz.

Bir gün Mısır kapı kethüdası Abraham Paşa sadaret müsteşarı Mustafa Paşa’ya gelerek:

-“Hidiv, Hâriciye Nâzırı Halil Paşa’nın azlini bir izzet-i nefis meselesi olarak önemsiyor. Fakat Sadrazam Paşa buna muvafakat göstermiyor. Ramazan-ı şerif ayı yaklaştığından, Hidiv hazretleri kendilerine Ramazan masrafı olarak on beş bin lira takdim edecekler. Eğer muvafakatini temin edebilirseniz size de beş bin lira gönderecekler” der.

Mustafa Paşa durumu Rüştü Paşa’ya açar ve:

-“Halil Paşa’yı azletmemekte ısrar edecek olursanız, saraydan yolunu bulup yaptırırlar. Siz on beş bin liradan mahrum kalırsınız. Hâlbuki zaten borçlu olduğunuzdan bu para ile borçlarınızı ödemiş olursunuz ”der.

Rüştü Paşa her zaman yaptığı gibi eliyle sakalını karıştırarak:

–“Gayrı efendim, bir Mısır valisinin hatırı için bir Hariciye Nazırı azil olunamaz” diye ısrar eder.

İsmail Paşa bu yöntemden ümidini kesince, yirmi bin liraya on bin lira daha ilave ederek Baş Mâbeyinci Ziver Bey’i elde edip o yolla Hariciye Nazırıyla beraber Sadrazamı da azlettirmeye muvaffak olmuştur.

Rüştü Paşa’nın oğlu Süleyman Reşat anlatıyor:

Paşa, Mithat Paşa’nın üzerine Sadrazam oldu. Mithat Paşa’nın Hariciye Nezaretine atadığı Halil Şerif Paşa’nın azli için Hidiv İsmail Paşa, girişimde bulundu. Saraya ve padişaha yakın büyüklere para ve hediyeler takdim etti. Durum padişaha arz edilince;

Olamaz. Çünkü Rüştü Paşa’yı sadarete getirdiğim zaman, tarafımdan kimsenin azledilmemesi, Bâbıâliden gelecek her türlü arz için görüşünün alınmasını şart koşmuştu. Şimdi Halil Şerif Paşa’yı azledersem bu şarta muhalif olur” demiş.

Fakat Hidiv, Kapu kethüdası Abraham Paşa vasıtasıyla arz-ı hizmette kusur etmediğinden, Pâdişah azle meyl eyledi. Başkâtibi Paşa’ya gönderip “ Halil Paşa’nın çehresini sevmiyorum. Huzuruma çıktıkça rahatsız oluyorum. Azlini arz etsin” iradesini tebliğ ettirdi. (Padişah’a yakışır laf değil! ihtimal abartı var)

Rüştü Paşa: “Halil Paşa’nın sevilecek çehresi yoksa da hizmette kusuru da yoktur. Ben kendisini tanımazdım. Hariciye Nazırlığında gördüm. Vatansever ve siyasi malumat sahibi olarak buldum. Böyle liyakatli ve Avrupa’ca da tanınan bir nazırın azli uygun değildir. Bunu efendimiz de tasvip buyurmazlar diyerek başkâtibi savdı.

Başkâtip yine gelip iradeyi tekrar edince, Rüştü Paşa;

“Efendimiz her şeye muktedirdirler, isterlerse beni de azlederler. Binâenaleyh arza hâcet yoktur. Hariciye Nazırını doğrudan doğruya azl buyursunlar dedi.

Bu meselenin uzayacağını anladığından birkaç gün sonra, rahatsızlığını mazeret göstererek istifa etti.

Bir iki gün göreve gitmedi. O sırada Abraham Paşa konağa geldi. Hidiv’in, bir hediye olmak üzere takdim ettiği yirmi beş bin liranın kabulü ricasına dair kendisine gelen bir telgrafnameyi gösterdi. Paşa:

–“Memnun oldum. Teşekkür ederim” dedi.

Abraham Paşa, paranın hazır olduğunu söyledi. Paşa:

-“Ben haber gönderir aldırırım” dedi.

Abraham Paşa bizzat takdim için ısrar edince:

-“Canım, belki hane halkının para geldiğini bilmemelerini arzu ediyorum. Ben haber gönderir, aldırırım dedim ya!” diyerek savdı.

Bunun üzerine istifada ısrar etti.

O gece istifanın aslı olup olmadığını sordum. Paşa:

-“ Evet, doğrudur. Kesin olarak hizmet edilemeyeceğini anladım. İstifaya mecbur oldum” dedikten sonra Abraham Paşa’nın bu sabah para getirdiğini hikâye etti.

-“ Efendimiz daha iyi bilirsiniz amma bu parayı almakta bir mahzur yoktur. Hidiv bir iş mukabilinde vermiyor ki, kabulünde tereddüt buyrulsun. Mademki Hariciye Nazırının azlini efendimizden değil, saraydan istirham etmiş, paranın o işle alakası yoktur. Efendimiz almazsanız başka Sadrazam gelir, alır” dedim.

Rüştü Paşa’nın cevabı, devlet adamlarımıza bir derstir:
 -“İş parayı aldıktan sonra başlar. Ben de tabii olarak mukavemete güç yetiremem. İstenilen şeyi yaparım.

Devleti zarara uğratırım. Ben maaşsız kalıp da sefalete uğradığım zamanlar Hidiv bana beş yüz lira yardım etmedi. Şimdi yirmi beş bin lira verişi, elbette maksadını gerçekleştirmek içindir. Evet, benden sonra gelecek Sadrazam bu parayı alır. Fakat devlet ve millet zarar görür. Hamdolsun geçiniyoruz, kimseye ihtiyacımız yok. Biz halkın karşısına alnı açık olarak çıkmalıyız” dedi.

Paşa’nın istifası kabul olunduktan sonra tabii olarak Hidiv’in arzusu yerine gelmiş oldu.[1]

Âli Paşa bir akşam dostları ile konuşurken:

-“ Rüştü Paşa o kadar değerlidir ki, devlet adamlarını terazinin bir gözüne, Rüştü Paşa’yı da diğer gözüne koysalar, Rüştü Paşa tarafı ağır basar” dediği vakidir.[2]

Şu ifadeler de Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisinde, adı geçen hakkında yazılanlardan:

Son derece dürüst, asla rüşvet kabul etmeyen, kanunları iyi bilen, zeki, ciddiyetten ayrılmayan
ve güzel konuşan bir devlet adamıydı. Mâzul iken iyi bir tenkitçi olarak sivrilmişse de iktidara geçtiğinde pek önemli bir icraat gösterememiştir.

Saray, ordu ve Bâbıâli arasında denge unsuru olup ilk başlarda saray-ordu grubunun taraftarı gibi görünmüşse de devlet adamları arasındaki gruplaşmalarda her tarafla iyi ilişkiler tesis ettiğinden çok defa ön planda olmuştur. Bu sebeple rakipleri tarafından zaman zaman İstanbul’dan uzaklaştırılmak istenmesine rağmen her dönemde burada kalmayı başarmıştır. Temkinli kişiliği dolayısıyla Tanzimatçılar muhalefeti susturacak ve iş birliği sağlayacak birini aradıklarında onu iktidara getirirlerdi. Sonraları Reşid Paşa’ya muhalif olan Âlî ve Fuad paşalarla birlikte hareket etmiş olup reformlara taraftardı. Bununla beraber devletin kurtarılmasına imkân bulunmadığına ve çöküşün mukadder olduğuna inanırdı.”

Efendim, 26 Mart 1882 de vefat eden Mütercim Mehmed Rüştü Paşa, Manisa Hatuniye Camii avlusunda medfundur. Ziyaretinizde ruhuna bir fatihayı esirgemeyiniz...

Bu Pazar yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkemiz hayrına iyi netice vermesini diliyor, herkesi sandık başına gitmeye, yurttaşlık görevini yapmaya davet ediyorum.
Saygılar sunuyorum.


[1] İbrahim Yıldırım, Mütercim Mehmed Rüştü Paşa İst-2021 sh : 57-59

[2] Ali Rıza-Mehmed Galip 13. Asr-ı Hicrîde Osmanlı Ricali sh: 137 den naklen İbrahim Yıldırım a.g.e. sh:33

Kenan TOKGÖZ

Kenan TOKGÖZ

VEFA VE ADANMIŞLIK: YENİDEN İBADETE AÇILAN KEMERALTI CAMİİ ÜZERİNE BİR GÖNÜL YAZISI...

SÜPER LİG PUAN DURUMU

Puan Tablomuz Otomatik Güncellenmektedir.