İbrahim YILDIRIM

[email protected]

İBRAHİM ETHEM ve DEMİRCİ AKINCILARI

İbrahim Ethem Akıncı (d. 1889, Bulgaristan), - (ö. 11 Mayıs 1950, Türk bürokrat.

İlk, orta ve lise tahsilini Bulgaristan’da tamamlamıştır. Selanik Öğretmen Okulu'nda tarih ve yazı öğretmenliği yapmıştır. 1912 yılında Selanik Hukuk Fakültesini bitirmiştir. 31 Mart İsyanında, gönüllü asker olarak Hareket Ordusu'na katılmıştır.

Balkan Savaşları'ndan sonra ailesi ile Anadolu’ya göç edip ve Balıkesir'in Kocapınar köyüne yerleşmiştir. Balıkesir’de bucak müdürlüğü, öğretmenlik ve 1918-1920 yılları arasında serbest avukatlık yapmıştır.

Yunanlıların Balıkesir’i işgali üzerine önce İstanbul’a kaçmışsa da İstanbul’un zaten işgal altında olmasını göz önüne alarak, oradan Ankara’ya geçmiştir.

Ankara’da Dâhiliye Vekâletinde, Özel kalem Müdürlüğünde şifre uzmanı iken 25 Kasım 1920’de Demirci Kaymakamlığına tayin edilir. 25 Aralık 1920’de bu görevine başlar. Onun göreve başladığı günler, Çerkez Ethem’in nizami Orduya katılmayı reddedip, Yunanlılara sığındığı günlere rastlar.

 Aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:

Ethem fikrimi almak maksadıyla bana sordu.

-“Bu vaziyete karşı ne düşünüyorsunuz Kaymakam Bey?

-“Vaziyeti bilmiyorum ki düşüneyim.”

-“Herifler bize gâvurdan fazla hücum ediyorlar, hayret” dedi.

-“Benim anladığım bir şey varsa o da düşmanda kan namına bir şey kalmamışken bir birimize tüfek atarak düşmana bir parça kan getirdik. Ve ölmüş ve hiçbir ümidi kalmamış ümit ve hayat verdik” dedim. 

-“Evet” dedi. Kalpağını çıkararak başını kaşımağa ve derin derin düşünmeğe başladı. Sükût devam ediyor ve o mütemadiyen düşünüyordu.

Evet düşünüyordu. Kazanmış olduğu büyük şöhreti, milli kahraman unvanını kaybetmiş, vatan ve milletine, dinine, düşmanla birleşmek suretiyle büyük bir ihanette bulunmuş idi. İşte bunu düşünüyor ve pişmanlık üzüntüleri yüzünden anlaşılıyordu. Bir müddet sustuktan sonra, eski muhaberat ve maceralardan bahsettik ve pek az sonra ayrıldık”[1]

21 Mart 1921 de Çerkez Ethem Kayacık değirmeninde Türk müfreze kumandanları ile toplantı yapmış ve Türkler çok kıymetli ve orduya çok lüzumlu bulunan kuvvetli bataryaların, topların orduya iade ve teslimi meselesini konu etmişlerse de Çerkez Ethem, kardeşleri Çerkez Tevfik ve Reşit’in Yunan elinde olduğundan imkân olmadığını ve her şeyi Yunanlılara götüreceğini söylemesi üzerine, Türklüğü galeyana gelen ve topları düşmana vermemeğe karar veren Halil Efe ve Sarı Mehmet, topları almış ve Kayacık’a dönmüşlerdir. Yine bu toplantıda Türkler tarafından Çerkez Ethem’in gavura teslim olmaması ve dağda eşkıya kalması teklif edilmiş ise de onu da kabul etmediğinden, Parti Pehlivan müfrezesiyle ondan ayrılmış ve orada yapılan tartışma büyük bir vuruşmayla neticelenecekken hatta Türk müfreze efradı ve Halil Efe ile Sarı Mehmet, “Bütün felaketi başımıza getiren bu Çerkezlerdir, biz harp ederken memleketi satmaktan başka bir şey yapmamışlar ve şimdi de heybeleri dolu olarak Yunan’a teslim olmak zilletini irtikâp etmişlerdir. Bunların cezası kurşundur” diyerek Çerkezlere hücuma hazırlanmışlar ki Çerkez Ethem’in ağlayacak bir vaziyette Pehlivan Ağa’ya ricası ve çıkarıp para vermesi işi tavsatmış ve Pehlivan Ağa 33 kişi ile ve toplarla Kayacık’a gelmiş ve Çerkez Ethem de bir makinalı tüfek ve 300 süvari ile Sındırgı-Kepsut-Bigadiç arazisinden geçerek Susurluk’ta Yunanlılara teslim olmak gibi bir zilleti irtikâb etmiştir.” [2]

İBRAHİM ETHEM BEY GÖRDES KAYMAKAMLIĞINA VEKÂLET EDİYOR

13 Mart 1921 de Gördes Kaymakamlığına vekâleten tavzif edilir.

ÇERKEZ ETHEM’DEN AYRILANLARIN TEDİRGİNLİĞİ

19 Mart’ta Gördes’te göreve başlar. Burada Parti Pehlivan ve Halil Efe meselesini halleder. Şöyle ki;

Parti Pehlivan Ağa, Ethem’den ayrıldıktan ve topları orduya gönderdikten sonra 33 kişi ile Kayacık’ta kalmış ve bunca teminata rağmen orduya girmekten ve teslim olmaktan korkmuştu. Fakat yalnız Halil Efe ile Sarı Mehmet’i Kütahya’ya göndererek 15 kişi ile Gördes’e gelmiş ve orada evlenmiştir. Fakat daima hükumetin vaziyetinden şüphelenir ve yabancı bir şahıs Gördes’e gelse kendisine suikast yapılacağından endişe ederdi. Derdi ki:
“Cehaletim ve meseleyi bilmeyişim sonucu hükumete karşı büyük bir cürüm işledim. Her ne kadar vaziyeti anlayıp ta Ethem’den ayrılmış ve düşmana teslim etmek istediği topları alıp orduya göndermişsem de suçum büyük olduğundan affedileceğimi zannetmiyorum. Onun için Gördes’in içine girmekten mazurum. Bir kenar kasabada oturacağım ve bir hizmet teklif ederlerse memnuniyetle yapacağım.”

Gördes’te Parti Pehlivan’ın 15 kişilik gayr-ı nizami kuvvetiyle 20-30 kişilik jandarma kuvveti vardı. Pehlivan’ın efradı daima elde silah çarşıda gezer ve daima mütereddit vaziyettelerdi. Hükumetin silahlarını toplayarak kendilerini idam edeceği endişesindeydiler.

Derhal cepheye ve Vilayete vaziyeti açıklayarak Pehlivan kuvvetinin seyyar jandarma halinde ve hükumet emrinde istihdamının olurunu alarak kendilerine tebliğ ettim. Bunu memnuniyetle kabul ettiler. Parti Pehlivan sorunu böylece halledildi.

Halil Efe Sorunu:

Halil Efe Kütahya’da bulunan Süvari Fırkası kumandanı Derviş Beyin verdiği söz ve teminat üzerine Kütahya’ya gitmiş ve fırkada misafir olmuş. Çerkez Ethem’in yanında bir bu Ustrumcalı Halil Efe, bir de İştipli Eşkıya Halil Efe vardı. Çerkez Ethem’in teşvikiyle Eskişehir’de İştipli Halil Efe tarafından suikast faili olarak yanlışlıkla bu Halil Efe’yi Derviş Bey’den istemişler. Derviş Bey bu Halil Efe olmadığını anlatmak istemişse de, karşı taraf dinlemeyince Halil Efe’ye:
-“Ben şimdiye kadar muhafaza ettim. Şimdiden sonra başının çaresine bak!” demiştir.

Halil Efe de arkadaşlarını alarak Kütahya’dan firar etmiş ve Gördes’e gelerek isyana karar vermiş. Gelir gelmez de Pehlivan’ın karargâhındaki efradın yanına giderek kendisine iltihak edecekleri ayırmış ve dağa çekilmeye hazırlanmaya başlamış. Pehlivan bunu haber alınca yattığım Belediyeye geldi. Ve:

-“Kalk Kaymakam Bey, iş fena” dedi.

Halil Efe’nin şahsiyeti çok mühimdi. Derhal kalktım ve Pehlivan’la beraber Halil Efe’nin yanına gittik. Beni görünce:

-“Kaymakam Bey siz burada mısınız? “dedi. Ve önüne bakmağa ve gözlerinde yaşlar akmağa başladı. Dikkat ettim, kendisinin ve arkadaşlarının tüfek ve tabancalarının emniyet kanatları açıktı. Bu onların harekete geçtiklerini gösteriyordu. Derhal ben:

-“Evet buradayım. Gördes’e tayin edildim. Hoş geldin, ne var ne yok?” dedim.

Sükût.

-“Haydi, Belediyeye gidelim, konuşalım” dedim.

-“Çok yorgunum. Hatta hayvanın önleri yolda tutuldu. Beni affedin”

-“Peki, yarın sabah gelin görüşelim. Allahaısmarladık” dedim ve ayrıldım.

Pehlivan kaldı ve bilahare geldi ve dedi ki:

-“Kaymakam Bey, sen gitmeseydin Halil Efe bu akşam efradı alıp kaçacaktı ve başımız bela olacaktı. Çünkü bu civarda Halil’e tüfek kullanacak efrat yok. Onun için arkasını bırakma. Yarın sabah erkenden onu yanına getireyim” dedi ve gitti.

Ertesi sabah Parti Pehlivan Halil Efe’yi alarak Belediyeye getirir. Halil Efe anlatıyor:

-“Kaymakam Bey, ben cahil bir adamım Muhacir olarak geldikten beri bu vatan için çalıştım. Harb-i Umumiye girdim. Sonra Çerkez Ethem’in yanına gönüllü yazıldım. Bütün isyanlarda, Anzavur harekâtında, Bolu ve Yozgat tediplerinde, Gördes ve Salihli cephelerinde bulunmuş ve Gediz muharebesinde kardeşim Necip’i şehit vermiş bulunuyorum. Ayrıca da Demirci muharebelerinde bulunarak yaralandım. Ve nihayet Çerkez Ethem isyanına ben karışmadım ve omuzumdan tüfeğimi bile indirmedim. Çerkez Ethem gâvura teslim olurken topları alarak orduya gönderdim ve hükumetin daveti ve Derviş Bey’e olan itimadım üzerine Kütahya’ya fırkaya misafir gittim. Ben böyle bir adam ve bu kadar hizmet etmiş iken haberim olmayan suikastla alakalandırılmak istenirsem ve Ankara’da kimsesiz bıraktığım aile ve çocuklarımın ve şehit kardeşim Necib’in ailesinin boynundaki ziynetleri, parmaklarından yüzükleri alınırsa ben eşkıya olmam da ne olurum?.. Allah için söyleyin” dedi ve gözleri yaşlı olduğu halde gitmek istedi.

Elinden tuttum.

-“Otur bakalım. Ben de söyleyeyim:

-“Evet, Halil Efe dediklerin doğru olabilir. Yalnız bu işler nihayet aramızda hallolacak meselelerdir. Her zaman ve her vakit yanlışlık olabilir ve her an fena insanlarla karşılaşmak mümkündür. Fakat iyileri daha çoktur. Yanlışlıklar da er geç fakat mutlaka giderilir. İşte Derviş Bey’in hareketi buna misaldir. Hak daima haktır. Bunda şüpheye yer yoktur. Sen haklı mısın? Her halde hakkını alacaksın. Şimdi bir iki kişinin hatası, bir işin yanlışlığı yüzünden esas vazifemizden ayrılmak doğru mu? Karşımızda pek iyi bilirsin ki bir düşman var. Ve bu düşmana en çok emek veren ve kan akıtan da sensin!.. Şimdi bu düşmanı bırakıp bir iki kişinin yaptığına mı kızalım? Vatan millet gittikten sonra bizim kızmamız neye yarar? Rumeli’yi bıraktık. Anadolu’ya geldik. Fakat Anadolu’yu bırakıp nereye gideceğiz? Başka bir Anadolu var mı? Sen Rumeli faciasını gördün. İşte aynı facia karşımızda dikilmiş duruyor. Aynı faciayı görmek istemezsin değil mi?”

-“İstemem tabi Kaymakam Bey. Ben onun için senelerce çakmak çaldım.”

-“Öyle ise mesele yoktur. Sana burada devlet, hükumet vazife veriyor; Akıncı Müfreze Kumandanı olarak sen bu vazifeyi kabul edecek evvela bu vazifeyi yapacak ve bu gâvuru kovduktan sonra diğer ufak işleri düşüneceğiz, değil mi?”

-“İyi ama benim namus ve şerefim nerede kaldı?”

-“Fakat evvela vatan ve millet namusu.”

Pehlivan Ağa derhal söze karıştı:

-“Halil seni kırmaz, sen ne dersen o olur. Yalnız ben Halil’in en büyük derdini bilirim. Ankara’da ailesi parasız kalmıştır. İşte benim bütün mevcudum budur. Sen ayır ve istediğin kadar Halil’in ailesine gönder” dedi ve cüzdanını bana verdi. Ben de paranın yarısı olan bin lirayı alarak derhal postaneye gönderdim. Halil Efe itiraz ettiyse de aldırmadık. Halil Efe kalkıp gitmek istedi. Pehlivan:

-“Hep beraber yemeğe gidelim” dedi. Pehlivan’ın evine öğle yemeğine gittik. Orada Halil Efe’ya daha ziyade nüfuz ederek isyandan vaz geçirdik. Fakat:

-“Ben artık devlet işine karışmam ve silah atmam” diyordu.

Hakikaten bir zamanlar bir şeye karışmadı. Yalnız mücahide Makbule Hanımla nişanlandıktan sonra yine çalışmağa ve muharebelere katılmaya başladı. Bu şekilde Halil Efe işi idari tedbirlerle halledildi ve devlet bir gaileden kurtuldu. [3]

Akıncı Beyi İbrahim Ethem’i ve Demirci Akıncılarını tanımaya gelecek hafta da devam edeceğiz...


[1] İbrahim Ethem Akıncı, Demirci Akıncıları, TTK yy 4. Baskı Ank-2020 sh: 27-28

[2] A.g.e. sh:

[3] A.g.e, sh: 34-37

Kenan TOKGÖZ

Kenan TOKGÖZ

VEFA VE ADANMIŞLIK: YENİDEN İBADETE AÇILAN KEMERALTI CAMİİ ÜZERİNE BİR GÖNÜL YAZISI...

SÜPER LİG PUAN DURUMU

Puan Tablomuz Otomatik Güncellenmektedir.