Biz de zarar ediyoruz!

Biz de zarar ediyoruz!

İstanbul Borsa Kuruyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Erkan İlhan, fiyat artışlarının kuruyemişçi esnafından kaynaklanmadığını belirtirken, ani yükselişleri hemen fiyata yansıtamadıkları için bazen zararına satış yapmak zorunda kaldıklarını da ifade etti.

İzmir’in önemli toptan kuruyemiş firmalarından biri olan İstanbul Borsa Kuruyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Erkan İlhan, “Fiyat artışlarının sebebi biz değiliz. Fiyatlar yüksek olunca satış düşüyor ve kuruyemiş lüks ürünler arasına girdi” dedi.

Son aylarda kuruyemiş ve kahve piyasasında yaşanan fiyat dalgalanması vatandaşların tepkisini çekerken, kuruyemiş sektörü de bu durumdan memnun değil. Sektörde yurtdışında on yıl hizmet veren ve uzun bir süredir de İzmir’de beş şubesiyle toptan ve perakende satış faaliyeti yürüten İstanbul Borsa Kuruyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Erkan İlhan, bu konudaki rahatsızlıklarını dile getirerek, fiyat artışlarının nedenlerini anlattı. İlhan, ani fiyat artışlarını hemen fiyata yansıtamadıkları için bazen zararına satış yapmak zorunda kaldıklarını da ifade etti

Fiyatlardaki anormal artışın döviz bazlı ihracat ve ithalat fiyatlarına bağlı iki nedenle gerçekleştiğini belirten İlhan, “Üreticilerimiz İhracata mal gönderirken Dolar kurunu baz alıyor. Yerli üründe satılan mal 50 TL’ye satılırken ihracata giden mal 100 TL’ye gidiyor. Bu sefer üretici iç piyasaya geldiği zaman dolar kurunu baz alıyor. Diyelim ki ürün 10 Dolar’dan gitti. 10 Dolar ne yapıyor? 135 TL civarı. İç piyasaya da bu fiyat üzerinden devam ediyor. Dışarıdan gelen ürünü de zaten dövizle geldiği için yüksek fiyatlar oluşuyor. Yani biz gönderirken Dolar kuru diyorlar. Dışarıdan gelen ürün de birebir Dolar’la geliyor” diye konuştu.

FİYATLAR DÜŞÜKKEN DAHA İYİ KAZANIYORDUK

Fiyat artışlarının nedeninin kuruyemiş satıcısı veya toptancısıyla ilgisi olmadığını belirten İlhan, “Bunun nedeni biz değiliz. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Bir de ürünlerin ihracat fiyatlarının diğer iç piyasa ürünlerini de etkilemesi söz konusu. Diyelim ki, fındık ihraç ediliyor ve Dolar kuru üzerinden olduğu için yüksek fiyata gidiyor. Bu sefer’de leblebi üreticisi de fiyatı yeniden düzenliyor. Fiyatların yükselmesinden dolayı insanlar kuruyemişi daha az tüketiyor. Kaju’yu 90 TL’ye satarken şu anda 170-180 TL fiyat aralığına satıyoruz. Ve biz bundan para kazanmıyoruz. 90 TL iken kar ediyorduk ama genel zamanları direk yansıtamadığımız için zarar ettiğimiz günler oluyor” açıklamasını yaptı.

PAKET ÜRÜNLER TERCİH EDİLMEMELİ

Tüketim tercihi konusunda da vatandaşa öneride bulunan İlhan şunları ekledi: “Vatandaşımız paket ürünleri tercih etmemeli. Mahallesindeki güvenilir esnaftan alışveriş yapmalı. Hem bu sayede esnafına da destek olur, hem de kaliteli taze ürün tüketir. Market raflarındaki bir paket ürün üç ay hatta dört ay öncesinden kavruluyor. Bunun için tazesini almak lazım. Biz kavurma işleminin yüzde 50’sini kendi şubelerimizde yapıyoruz. Gündüz kavurduğumuz ürünleri akşama kadar satıyoruz. Ama rafa giren ürün öyle değil. Aynı şekilde kahve için de geçerli. Kavrulan ürünün her zaman taze alınması gerekir. Onun için çekirdeğinden öğütülen kahveyi almanızda fayda var.”

KAHVE FİYAT ARTIŞININ NEDENİ KURAKLIK

Kahve fiyatlarındaki yükselişin kuraklıkla ilgisi olduğunu vurgulayan İlhan, “Kuraklık en çok kahveyi etkiledi. Güney Amerikada soğuk iklim şartları ve kuraklıktan ötürü üretim düştü ve kahvenin fiyatı yükseldi. Bununla beraber yurt dışından geldiği için kurun yükselmesinden dolayı da kahvenin fiyatı yüzde 500 civarı kadar arttı. Kahve 30 TL iken şu anda 150 TL civarında” sözlerine yer verdi.

Pandemi sürecince ürünün raf ömründen dolayı bazı ürünlerde ciddi sıkıntılar yaşadıklarını kaydeden İlhan, “Pandemi de iki ayaklıydı. Aslında kuruyemiş daha çok tercih edildi. Halkımız evde oturduğu için en yakın semtte bulunan kuruyemişçinden alışveriş yaptı ama şehir merkezi ve çarşılardaki kuruyemişçi arkadaşlarımız zarar gördü. Malum insanımız eve kapanıp şehir merkezlerine inmediği için Uzun süreli kapanmalardan dolayı ürünler zarar gördü ve bozulup çöpe attığımız ürünler oldu” görüşünü aktardı.

TEŞVİKLER DENETLENMİYOR, ÜRETİM DÜŞÜK

İlhan, yerli üretim maliyetlerden dolayı da zarar gördüklerinin altını çizerek, “Devletimiz çiftçimize teşviki veriyor. Ama bunların takibi yapılmıyor. Teşviki aldıktan sonra çiftçimizden bunu rahatlıkla kötü niyetle kullanabilenler çıkabiliyor. Biz cevizi çoğunu ithal etmek zorunda kalıyoruz. Bizim topraklarımız daha verimli. Aynı şekilde daha kaliteli. Amerika’dan Balkanlar’a kadar hiçbir coğrafyanın cevizi bizim ceviz kadar lezzetli değil. Bizim ceviz üretimimiz ise bizim ihtiyacımızın ancak yüzde 20’sini karşılıyor. Üretimin artması gerekir ama teşvikler denetlenmediği için üretimin artması da mümkün olmuyor. Şu konuda çok iddialıyım enerji bizim için ne kadar önemliyse gıdada o kadar önemli kuruyemişteki ithalatın önüne buradaki üretimi arttırarak geçelim ülkenin cari açığında ciddi bir azalma olur” şeklinde konuştu. İlhan, bu konuda Çin’in önemli bir model olduğunu söyleyerek, “Çin’deki model çok başarılı. Ekilmeyen bir karış toprak yok. Devlet mutlaka toprağın ekilmesi şartını koşuyor ve biz tarım ülkesiyken maalesef Çin’den ürün ithal ediyoruz” dedi. 

Kategorideki diğer haberler

Mücahit GÜLER

Mücahit GÜLER

‘İNSAN İÇİN ANCAK ÇALIŞTIĞI VARDIR’ AYETİNİN İNSANA PSİKOLOJİK FAYDALARI...

SÜPER LİG

Puan Tablomuz Otomatik Güncellenmektedir.