Bahçeli: MHP'nin kapısı her zaman açıktır

Bahçeli: MHP'nin kapısı her zaman açıktır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok'un partiden istifasına ilişkin, MHP'nin Türk milletini kucaklamakta kapısı her zaman açıktır dedi

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısı ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bahçeli, İYİ Parti'den istifa eden milletvekillerinin olduğu ve kendisinin daha önce MHP'ye herkesin kapısının açık olduğu yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine, "MHP'nin Türk milletini kucaklamakta kapısı her zaman açıktır. Bunu her defasında söylüyoruz ve milletimizle kucaklaşmak istiyoruz. Ancak Türkiye'nin siyasi istikrara, birlik beraberliğe ihtiyaç duyduğu bir dönemde hiçbir siyasi partide istikrarsızlık söz konusu olmamalıdır. Bunlara dikkat etmek lazım. Bir tarafta yeni parti kuruluşları tartışması var, bir tarafta FETÖ'nün siyasi ayağı tartışmaları var, bir tarafta da partileri karıştırmak isteyen zihniyetler var. İYİ Parti iyi günde olsunlar, tahriklere kapılmasınlar" diye konuştu.

 

'YENİ SIĞINMACI ÜLKEMİZİN KALDIRAMAYACAĞI YÜKTÜR'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, İdlib’in ateş çemberine alınmış durumda olduğunu belirterek, "Son 2,5 ayda 1 milyon 200 bin Suriyeli evini barkını terk etmiş, Türkiye sınırında kurulan çadır kentin nüfusu da 500 bine ulaşmıştır. Çocukların feryadı vicdanlarda yankılanmaktadır. Hiçbir suçu günahı olmayan yüzbinler buldukları çadırlarda birbirlerine sarılarak ısınmakta, yollara dökülerek geleceklerini aramaya koyulmuşlardır. Türkiye yeterince insani sorumluluğunu yerine getirmiştir.

Kucak açılması gereken mağdurlara her seferinde alicenaplıkla gereği yapılmış, sınır kapıları aralanmıştır. Fakat yeni sığınmacı dalgası ülkemizin kaldıramayacağı ilave bir yüktür.

Bu kapsamda hazmetme kapasitemiz dolmuştur. Sınırlarımızın Suriye kısmında insani ve vicdani sorumluluklar, göçe zorlanan insanlara karşı küresel ortak akıl ve yardımlaşmayla ifa edilmelidir" dedi.

'ESAD GİTMEDEN HUZUR MUMLA ARANACAKTIR'

Bahçeli, Esad'ın akıl ve vicdan tutulması yaşayarak dünyanın gözü önünde kendi halkının kanını akıtmaya devam ettiğini vurgulayarak, "Hala 'Esad ile görüşülsün' diyen sorumsuz siyasetçilerin bu içler acısı tabloyu görmemekte inat etmeleri ise kabul edilir bir şey değildir. Güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen vahim tuzağı sağır sultan duymuştur da sadece Kılıçdaroğlu ve işbirlikçi yandaşları mı duymamıştır? Bu siyaset körlüğünün, bu müşahede ve mütalaa köksüzlüğünün izahı nasıl telif ve tevil edilecek? Esad topraklarını Rusya'yla bir olmuş şiddetle bombalıyor. Kılıçdaroğlu keçeyi suya atmış çıkan yerini taşlıyor. Zalimler bastırdıkça işbirlikçiler bileniyor, yani güneş çarığı, çarık da ayağı sıkıyor. Cani Esad önüne kattığı savunmasız insanları Türkiye'ye doğru acımasızca silkeleyip köyleri, ilçeleri, illeri durmaksızın boşaltıyor.

İdlib'de can pazarı yaşanıyor. Rusya destekli Esad tarihe, insanlığa, hukuka, inanç ve yaşama haklarına karşı affedilmesi mümkün olmayan suçlar işliyor. Altını kalın bir şekilde çizerek söylemek isterim ki, Esad gitmeden, koltuğundan indirilmeden barış, huzur ve istikrar mumla aranacaktır. Kaldı ki sabilerin gözyaşları dinmeyecek, anaların ağıtları bitmeyecek, umutlar filiz filiz yeşermeyecektir" ifadelerini kullandı. 

'TÜRKİYE'NİN KARŞISINDA MEVZİLENMİŞLERDİR'

Bahçeli, Soçi Mutabakatını hatırlatarak, "Bu mutabakatın 2'nci maddesine göre, Rusya İdlib'de askeri operasyonlar ve saldırılardan kaçınılması için gerekli önlemleri alacak, mevcut statüko korunacaktı. Korundu mu? Elbette hayır. Yine aynı mutabakatın 1'inci maddesinde, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi korunarak ülkemizin gözlem noktaları güçlendirilecekti. Gerçekleşebildi mi? Bu da hayır. Astana Antlaşmaları kapsamında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 12 Ekim 2017'de İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi'nde tesis edilen ateşkes rejiminin takibi için kurmaya başladığı gözlem noktaları şu anda taciz ve tahrik kıskacındadır. 4 gözlem noktamız ateş hattındadır. Diğerleri de tehdit edilmektedir. Esad direkt, Rusya da endirekt şekilde Türkiye'nin karşısında mevzilenmişlerdir. Hani Soçi Mutabakatı? Esad 4 defa ateşkes ilanı yapmamış mıydı? 14 Ocak 2020'de Türkiye ve Suriye yetkilileri Moskova'da 9 maddelik bir çerçeve uzlaşmasına onay vermemişler miydi?"

'ÜLKELER OLMALARI GEREKEN YERLERE ÇEKİLMELİ'

Bahçeli, Türk heyetinin Moskova'da kalıcı barış ve ateşkes arayışı için görüşmeler yapmasının makbul ve makul bir hamle olduğunu söyledi. Bahçeli, "İdlib'de muhatap ülkeler olmaları gereken yerlere çok acil çekilmeli, silahlar derhal susmalıdır. Türkiye verdiği sözün sonuna kadar arkasındadır. Çünkü Türk milleti merttir, sözünün eridir, cayan, kaçan, korkan da tek kelimeyle namerttir. Rejim unsurlarının gözlem noktalarımızın gerisine bu ay sonuna kadar çekilmesi hem kendi hayırları hem de bölgesel sükûnet ve çatışmasızlık ortamının olgunlaşması bakımından mecburiyettir. Türkiye'nin şakası makası yoktur. Yeni bir saldırı, yeni şehit haberleri Esad'a pahalıya mal olacak, bedelini Suriye'nin her zemininde misliyle ödeyecektir. Azdan az, çoktan da çok gider gitmesine; ama gidenlerin alayı Esad rejiminden olacaktır. Bunlar ipotekli akıllarını kendilerine saklasınlar. Bizim hiç kimseden öğrenecek bir şeyimiz yoktur. Bu vatanda var olmanın bir adabı, bir ahlakı, yeri gelirse de 'can feda olsun' diyecek bir fedakarlık kültürü vardır ve ayaktadır. Biz 'Şam'a girelim' diyorsak Ankara'yı tehdit altında gördüğümüzden dolayıdır. Biz İdlib'deysek bunun ana sebebi Anadolu'nun savunulmasıdır" diye konuştu. 

'ESAD'I ERDOĞAN'A TERCİH EDENLE KONUŞULMAZ'

Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun partisinin Ankara il kongresinde "Şimdi İdlib'de sıkıştılar. Sağa dönüyorlar olmuyor, sola dönüyorlar olmuyor. Hala asacağız keseceğiz diyorlar" dediğini hatırlatarak, "Bu sözleri Macron söyleseydi 'normal' derdik. Bu iddiaları Esad, Hafter, bir başka hasım dile getirseydi, 'herkes mayasına ve sütüne göre konuşur' der geçerdik. Sayın Kılıçdaroğlu söyler misin bize, İdlib'de sıkışan kimdir? İdlib'de bulunan kimdir? Hangi mihrakların nam ve hesabına dedikodu yapıyorsun? Esad'ın propagandasına alet olmaktan hiç mi vicdan azabı duymuyorsun? Sen Türkiye Cumhuriyeti'ni bilir misin? Yoksa nüfus kütüğünü Suriye Arap Cumhuriyeti'ne mi aldırdın? İdlib'de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin şerefli mensupları Türk milleti adına vardır. İdlib'de sıkışan yok; ancak sıkıştırılmak istenen ülkenin Türkiye olduğu nettir. Sen hangi ülkenin, hangi örgütün, hangi işbirlikçinin fermanını okuyorsun? CHP'nin başındaki bu utanç vesikası ülkesi ve milletiyle köprüleri atmış, bağını tamamıyla koparmış, Türk ve Türkiye düşmanlarının kadrosuna iltica etmiştir. Esad'ı Recep Tayyip Erdoğan'a tercih eden kokuşmuşlukla hiçbir şey konuşulmaz" dedi. 

'RUSYA DEVLET BAŞKANI ELİNE BULAŞAN KANI TEMİZLEMELİDİR' 

Bahçeli, İdlib'in mayın tarlasına döndüğünü gerilim ve cepheleşmelerin merkez üssü haline geldiğini söyleyerek "Rusya arkadan dolanarak Esad'a hedef gösterip, niyet ve tıynetinin gereğini yapmıştır. İdlib'de şehit edilen evlatlarımıza saldırı emrini veren alçak general kimin nesi, kimlerin nefesidir? Rusya Devlet Başkanı önce Esad'ın yüzüne sıçrayan, sonra da kendi eline bulaşan kanı süratle temizlemeli ve aklanmalıdır. Hiç kimse bize maval okumasın. Biz Rusya'yı 93 Harbi'nden biliriz. Demiyoruz ki 'kavga edelim, kutuplaşalım'. Yalnızca istediğimiz karşılıklı hak ve çıkarlara saygı, güvenlik hassasiyetleri çerçevesinde azami riayettir. Önde el sıkışıp, arkaya geçince yumruk sallamak Türk milletinin vasfı ve tarihi vakarına yabancıdır" diye konuştu.

'PUTİN SÖYLESİN, BİZ NE YAPALIM'

Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın şahsına ve partisine 13 Şubat 2020 Perşembe günü rahatsızlığını yazılı bir açıklamayla resmen duyurduğunu anlatan Bahçeli, "Varsın olsun, el ile gelen düğün bayram. Hiç düşündüler mi, İdlib'de şehit edilen evlatlarımızı nereye koyacağız? Saldırganlıklara, mütecaviz emellere tepki göstermeyecek miyiz? Cinayetleri sineye mi çekelim, zulme ortak mı olalım? Putin hele bir söylesin, biz ne yapalım? Elinde hazır bir reçete varsa bizimle paylaşsın, bari ona göre davranalım? ABD'nin Ankara Büyükelçiliği de hain bir FETÖ'cünün şahsımla alakalı Twitter paylaşımını beğenmiş, sonra da özür üstüne özür dilemişti. ABD'nin ve Rusya'nın yergisini değil de övgüsünü alsaydık, o zaman ne diyecektik, kime ne anlatacaktık, mazlumların yüzüne nasıl bakacaktık? Vicdani hesabı nasıl verecektik? Manevi vebalden nasıl kurtulacaktık? Kremlin yönetimi iyi bilmelidir ki, biz şehidi şühedayı siyasi istismara, iç siyasi tartışmalarda puan kazanmaya tahvil edecek kadar alçalmayız, böylesi bir düşkünlüğü aklımızdan dahi geçirmeyiz. Vakti saati geldiğinde, Allah şahit, millet hakem, biz bu hesabı faillerinden mutlaka sorarız.

Kışkırtmayız, milletin tamamını hasretle ve haysiyetle kucaklarız. Ve de yanlışa yanlış demekten korkmayız, çekinmeyiz. Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasını aynen kendilerine iade eder, yeni açıklamalarını merakla ve heyecanla bekleriz" diye konuştu.

NE İSTENİYOR TÜRK ASKERİNDEN? 

Bahçeli, Türkiye'de son günlerde toplumsal tedirginlikleri kamçılayan, korkuları kaşıyan bazı gelişmelerin yaşandığını, ortak aklın devre dışı olduğunu, asıl tehlikenin de bu olduğunu kaydederek, "Ekonomik sıkıntılar, yolsuzluk iddiaları, paravan bağış vakaları, sosyal gerilimler, FETÖ'nün siyasi ayağı konusundaki kutuplaşmalar, özellikle servis edilen intihar örnekleri, eski Genelkurmay Başkanlarının talihsiz beyanları hep üst üste çakışmıştır. Türkiye adeta bir yıkıma hazırlanmaktadır. CHP Genel Başkanı'nın 14 Şubat 2020'de DİSK Genel Kurulu'nda isyandan bahsetmesi, yine bir CHP Genel Başkan Yardımcısının toplumsal cinnete dikkat çekip her gün 9 kişinin intihar iftirasını diline dolaması alçak bir hedefin temin gayretinden başka bir şey değildir" dedi. 

'DARBE DEMEK KARANLIKTIR'

Bahçeli, Pentagon ve CIA'nın sponsor olduğu bir düşünce kuruluşunun yayımladığı raporun yeni bir darbe ihtimalini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin orta kademesinin sözde rahatsızlığını açıkladığını hatırlatarak, şunları söyledi:

Darbe iddiaları maalesef herkesin diline düşmüştür. Türkiye'nin Suriye'ye dönmesi için hunhar planlama ve proje hazırlayan odaklar boş durmamaktadır. Herkese çağrım şudur: Önyargıları bir kenara bırakalım, birbirimize çatık kaşla bakmak yerine çevik bir iradeyle sahip çıkalım. Çözemediğimiz sorunları derin dondurucuya koyalım, Türkiye'nin gelecek haklarında, istiklal haysiyetinde milli birlik ve beraberlik şuuruyla, samimi bir üslupla buluşalım. Başka bir Türkiye yoktur. Yeni bir darbe ihtimalini dillendirmek bile bu ülkeye, bu millete nankörlük ve nimet bilmezliktir. Darbeyi aklından geçiren varsa, millete silah çekmeyi düşünen bulunuyorsa biliniz ki 82 milyonun kanını dökmeden bu şerefsiz tertip ve teşebbüsünde muvaffak olamayacaktır. 'Darbe' demek karanlık demektir, iç çatışma demektir, Türkiye'nin defni ve tasfiyesi anlamına gelecektir. Bilinmelidir ki, bu kanlı ve köhne sayfa açılmamak üzere kapanmıştır. Darbeye heves edenlerin hevesleri kursaklarında değil mezarda kalacaktır. Türk milleti ve MHP her türlü gayri meşru kalkışmanın can pahasına karşısında duracaktır. Darbeye göz kırpanların cani Esad'dan farkı da olamayacaktır. Bir olalım, beraber olalım, uzlaşmanın ve kucaklaşmanın hasletleriyle dolup taşalım."

Kategorideki diğer haberler

Namaz Vakitleri