İMH'den Şehit Bahattin Yıldız'ı anma yürüyüşü
İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH), yetimhane binası için yer bakmaya giderken Afganistan'da seyahat ettiği uçağın düşmesi sonucunda 17 Mayıs 2010 tarihinde şehit olan Bahattin Yıldız’ı şehadetinin 12. yılında İzmir Balçova Terapi Ormanı’nda düzenlediği dağ yürüyüşüyle yâd etti. Şehit Bahattin Yıldız’ın anısına düzenlenen dağ yürüyüşüne İMH Ege Bölge Başkanı Ahmet Gülcan, İMH İzmir Başkanı Uğur Bayrak, Büro Memur Sen İzmir 1 No'lu Şube Başkanı ve Buca Gençlik Merkezi Müdürü Mucip Uludağ, Ege Manşet Gazetesi ve www.egemanset.com Genel Yayın Yönetmeni Kenan Tokgöz, İMH gönüllüleri, Genç Hareket gönüllüsü öğrenciler ve Bahattin Yıldız’ın kadim dostlarından Cemal Balıbey katıldı. 5 kilometrelik mesafede gerçekleşen dağ yürüyüşüyle varılan mola yerinde anma etkinliği de düzenlendi. Endonezyalı misafir öğrenci Hasan El Benna’nın Kur’an Tilaveti ile başlayan programda Bahattin Yıldız başta olmak üzere tüm şehitler için okunan Hatmi Şerif'in duası da yapıldı. Anma etkinliğinde açılış konuşmasını İMH İzmir Başkanı Uğur Bayrak yaptı.

"O’NUN NAZARINDA BİZ ALLAH’I VE RESULÜNÜ HATIRLADIK"
Sözlerine "Kulakların lafa dolduğu bir dönemde gözler yaşantısıyla örnek şahsiyetler arıyor. İşte şehit Bahattin Yıldız abimiz örnek bir şahsiyetti” diyerek başlayan Uğur Bayrak, Şehit Bahattin Yıldız’ın en önemli özelliklerinden bir tanesinin gençlerin dertleriyle, sevinçleriyle ve neşeleriyle hemhal olması olduğunu hatırlattı. Bayrak, Şehit Bahattin Yıldız’ın miras olarak bıraktığı gençlere örnek yönlerinden bahsederken, şunları söyledi: “Siz genç kardeşlerimize O’nun öğrettiği manada şunu tavsiye ediyorum. Şu anda belki kendi şehirlerinizden, ülkelerinizden, ailenizden uzaktasınız. Bu yeni dönemde İzmir’de yeni dostluklar, arkadaşlıklar kurdunuz. Belki sizlerin ömür boyu devam edecek arkadaşlıklar olacak bunlar. Sizlere tavsiye ediyorum, tıpkı büyüklerimizin dediği gibi. Kişi arkadaşının dini üzeredir. Sizlerden arkadaş seçerken iyiliğe, güzelliğe, doğruluğa, sevgiye, muhabbete, dürüstlüğe, çalışkanlığa yönelten arkadaşlar edinmenizi tavsiye ediyorum. Sizlerin Allah’ı hatırlatan Allah Resulü’nü hatırlatan arkadaşlar edinmenizi diliyorum. Çünkü biz Bahattin Abi’den böyle görmüştük. Bahattin Abi'yi gördüğümüzde hakikaten biz O’nun hem dostluğunu, O’nun nazarında biz Allah’ı ve Allah Resulünü hatırlardık. Bize hissettirirdi. İnşallah bizlere de sizlere de Allah’ı hatırlatan, hem dünya hayatımızı hem ahiret hayatımızı zenginleştirecek, kazandıracak arkadaşlıklar, dostluklar kurmamız nasip olur. Çünkü burada Bahattin Abimizin dostları ve arkadaşlarından bir ekiple berabersiniz. İnşallah Bahattin Abimizin şehadetini de kabul eder ve O’nun dostlarıyla beraber siz de yeni dostluklar kurarak geleceğinizi ve ahiretinizi abat edersiniz.”
"HER GİTTİĞİ YERE VE HERKESE VEFALIYDI"
İnsan ve Medeniyet Hareketi Ege Bölge Başkanı Ahmet Gülcan da konuşmasında “Bugün burada Bahattin Abimizin gözümüze gönlümüze çizdiği tabloyu görüyoruz. Biz çok duymuştuk ümmetin yüreği diye. Bugün aramızda Endonezya’dan Arnavutluk’tan kardeşlerimiz var. Bugün aramızda Türkiye’de yine İstanbul’dan, Muğla’dan Manisa’dan değişik yerlerden gelen kardeşlerimiz var. Hepimizi bir araya getiren Bahattin Abi’nin sevgisi ve önderliğidir. İşte bir insan düşünün ki, aklınıza çok şeyler getiriyor. Biraz sonra Cemal Abi’den bunların çoğunu dinleyeceğiz. Bahattin Abi üzerine çok fazla röportaj ve söyleşide bulundum. Aklıma kazınan çok önemli birkaç yönünden bahsetmek isterim. Belki de en önemlisi vefaydı. Her gittiği yere vefalıydı. Herkese vefalıydı. Gittiği her insanın gözüne ve gönlüne öyle bir dokunuşu olurdu ki sanki herkes onunla 40 yıldır tanışık gibi olurdu. Ve yıllar sonra o insanlar Bahattin Abi’den bahsederken sanki onun abisi, bizim değil de sanki onunla daha çok vakit geçirmiş gibi öyle hisler bırakırdı gönüllere… İşte bu amaçla bizler de Bahattin Abi'yi o vefasından dolayı bugün burada anan 12 yıldır da her zaman bir şekilde dile getiren İMH yönetimine, Genç Hareket’e tüm arkadaşlarıma öncelikle çok teşekkür ediyorum.
Bahattin Abi’nin yine bir özelliği ibadetlerine çok dikkat ederdi. Bir de yaptığı her şeyi ibadet gibi yapardı. Onu Allah rızası temelli yaptığı için de hiç kimseden bir şey ummadan gönlünden geçtiği gibi yapardı. O yüzden de çok samimi, çok içten herkese dokunan bir yapısı vardı. İşte biz gençlere de öncelikle de sizlere arkadaşlar... Bahattin Abi gibi bir önderin sizin çağda, bizim çağda yaşamış olması bizim için büyük bir onur büyük bir gurudur. Çünkü Uğur başkanım da söyledi 'Kulakların söze dolduğu yerde gözler örnek şahsiyetler arıyor.' Onlardan bir tanesi Bahattin Yıldız'dı. Onu biz bundan sonraki her süreçte anmaya, sizler vesilesiyle gelecek nesillere aktarmaya and içtik. İnşallah bundan sonra da... 'Aslanlarım' derdi sizlere... 'Bizim çocuklar' derdi bize. İşte o çocukları o aslanları burada... İnşallah O’nu yıllarca anacak... O'nun gibi içlerinden birilerinin çıkmasına vesile olacak diye ümit ediyorum” dedi.
"O’NU UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ"
İMH İzmir kurucularından Dumlu Kara da konuşmasında şunları söyledi: “Bahattin Abi’nin hepimizin üzerinde emeği var. Bir şekilde O’nun tezgahından geçtik. O’nun bu emeklerini boşa çıkartmamak adına İzmir’deki kardeşlerimizle ahdimiz var. İnşallah biz O'nu unutmayacağız ve unutturmayacağız. Bu konuda çok samimi ve netiz. Ama üç kişi, ama on kişi... Hiç fark etmez. Çünkü Bahattin Abi bir çalışma ortaya koyduğu zaman onun devamlılığını isterdi. Ve bu konuda çok hassasiyeti vardı. Elhamdülillah 12 sene önce başlattığımız bu etkinlik, bu programlar salon programları ve dağ yürüyüşleri olarak devam ediyor. Ama biz dağ yürüyüşleri konusunda daha hassasiyet ortaya koyuyoruz. Çünkü salon programlarından ziyade O bunu seviyordu.
Bahattin Abi'nin vefatından sonra ortaya konulan mükemmel çalışmalar, yazılar etkinlikler, programlar, O’nu tanıtıcı birtakım faaliyetler oldu. Bahattin Abi'yle ilgili ortaya konulan çalışmalar bölük pörçüktü. Bunların bir araya gelmesi gerekiyordu. Bunları derleyip toplayıp bir site haline getirdik. Bahattin Abi konusunda kim ne demiş, ne yazmış, ne tür programlar yapmış dediğimizde www.bahattinyildiz.com‘dan hepsini görebiliyoruz.”
"ŞEHİT OLMASAYDI AVRASYA MARATONUNDA BİRLİKTE KOŞACAKTIK..."
Musa Kırca da Şehit Bahattin Yıldız’la yaşadığı anılarını anlattığı konuşmasında şunları söyledi: “Biz öğrenciyken Bahattin Abi ‘hadi gidiyoruz’ dediği zaman acaba bize sıra ne zaman gelecek diyorduk. Hadi gidiyoruz, deyince öyle çarşı pazar gezmeye gitmiyorsun. Dağ bayır dolaşmaya gidiyorsun. Evlendik, çocuk falan da var… Hadi Musa bu akşam gidiyoruz, dedi. Selçuk sahili Pamucak’tan Ahmetbeyli’ye kadar gece yürüyüşü yaptık. Menderes ırmağının ağzında sabahladık...
2010 Nisan ayında Rahmetli Kayınpederimin hastalığının ağırlaştığı dönemde Ankara’dan İzmir’e gelmiştim. O sıra Kemeraltı’nda Bahattin Abi’yle buluştuk. Biz Ankara’dan iki arkadaş koşmaya başladık, bu sene beraber İstanbul’da Avrasya maratonunda koşalım, dedim. Tamam, dedi. Biz hemen kayıtlarımızı yaptırdık. Bir ay geçmeden Bahattin Abi’nin şehadet haberiyle irkildik. Allah rahmet eylesin. Ama biz yolumuza devam ettik. 2010 yılından beri yurtiçi ve yurtdışı birçok ülkede koştuk. Türkiye’nin birçok ilini böylece tanıma fırsatı bulduk. Değişik arkadaşlarımız oldu. Kültür hazinemiz genişledi… En az 5 defa İstanbul’da maratonda 15 km koştuk… Türkiye’nin birçok şehrinde Kars’tan Urfa’ya kadar Çanakkale’ye kadar yarı maraton koştuk. 21 kilometre 100 metre…
Genç olmak hem fiziken hem de ruhen genç olmak için fiziksel aktivitenizi sürekli devam ettirmeniz gerekiyor. Eğer fiziksel yönden yavaşlarsanız ruhen de yavaşlamış olursunuz. 2010 yılından bugüne kadar o gün 50 yaşındaydım, bugün 62 yaşındayım… O günden bu yana sporuma devam ediyorum. Spor demek bireysel fiziksel hareket demektir. Kişinin kendi varlığının farkına varması demektir. Ne kadar bu dünyada yaşamaya gücüm yetiyor onun farkına varıyorsun. Bireysel spor yapmanızı tavsiye ederim.”
BAHATTİN YILDIZ, MÜSLÜMANIN İNSANLIĞA VERECEK BİR ŞEYLERİNİN OLMASI GEREKTİĞİNİ GÖSTERDİ
Musa Kırca, sözlerinin sonunda Şehit Bahattin Yıldız’ın örnek şahsiyetiyle ilgili şu değerlendirmeyi de yaptı: “Bahattin Abi gittiği her yerde dünyanın her yerinde bu dünyada Müslümanların insanlara verecek bir şeyinin olduğunu göstermek için hayatı boyunca mücadele verdi, savaştı, yetimhane kurdu, sohbet yaptı, konferans verdi, roman yazdı, kitap yazdı… Ne için yaptı. Bu dünyada bir Müslümanın insanlığa verecek bir şeyinin olduğunu göstermek için. Allah, 'Kur’an-ı Kerim’inde biz Elçi’yi size şahit kıldık. Sizi de insanlara şahit kıldık', diyor. Biz yeryüzündeki insanlara şahidiz. O yüzden insanlara verecek bir şeylere sahip olmamız gerekir. Bütün gayretimiz bu olsun. Bunun adı amel-i salihtir. Bu dünyada arkandan sana açık bir sayfa bırakıp, açık bir defter bırakıp sürekli yazılıyorsa işte bu amel-i salihtir.”
"BAHATTİN YILDIZ, TÜRKİYE’YE DEĞİL ÜMMETE YETECEK BİR ADAMDI"
Bahattin Yıldız’ın kadim dostlarından Cemal Balıbey ise konuşmasında şu paylaşımları yaptı: “İyiliğe dair hiçbir söz, hiçbir eylem boşuna değildir. Bir yerden mutlaka yankı verir. Toprağa düşen tohum, nasıl ki filiz verir. Sen de sözünü davranışını gönüllere düşür. İşte Bahattin Abi bizim gönüllerimize düşen biri. Türkiye’nin sessiz öncülerinden. Biz O’nun vefatından sonra ne kadar daha kıymetli olduğunu anlamış olduk. Belki yaşarken O’na olan değerini yeterince veremedik. Bizim gibi bir abimizdi, zaman zaman bizi ziyaret eden. Ama şimdi bakıyoruz ki Bahattin Yıldız bırakın İzmir’e… İstanbul’a, Erzurum’a, Sivas’a… Türkiye’ye değil ümmete yetecek bir adam… Örnekliğiyle, yaşantısıyla… Çünkü bu adam Mali’de, Keşmir’de bir yardım gönüllüsü, Afganistan’da bir mücahit… Bu adam aynı zamanda, yazan, eli kalem tutan bir adam… Çekiciyle inşaatlarda çalıştığı halde… Almanya’dan Selahattin Eş Abi gelmişti. Orda birsi demiş şoför demiş ki bu adam inşaat işçisi mi… Evet işçi ama insan inşa ediyor, demiş… Bahattin Yıldız insan inşa eden bir adam. O yüzden 12 yıldan beri bu yürüyüşü devam ettirmek O’na sahip çıkmak… Dedim ya bir yerden mutlaka yankı verir. Siz farkına varamazsınız..."
"KARAKOÇ: MEZARLARDAN YÜKSELEN BİR HAYAT VARDIR"
"Sezai Karakoç’un mezarı başındayım. 40 günün en az 30 günü oraya uğradım, gençler oraya çok geliyor diye. Ne kadar güzel bir şey. Yüzde 90’ı gençler. Onlarla tanışıyorum, muhabbet ediyorum. 26 Aralık… Vefatının 40. günüydü… Ablamızın biri Kur’an-ı Kerim, Yasin’i Şerif okuyor. Abla tebrik ederim, nereden geldiniz, dedim. Sakarya’dan, dedi. Bakın İstanbul’un göbeği burası… Şurada bir defne ağacı var. İstanbul’un tam merkezinde. Mimar Sinan da oraya yeşil bir direk dikmiş. İstanbul’un merkezidir diye… Onun yanı da Meczup Derviş Hafız Osman’a nasip olmuş, İstanbul’un göbeğinde yatmak… Hemen yanı başında İlhan Varank yatıyor, dedim… Bak bir de Sezai Karakoç, üçü bir araya denk gelmiş…Cenabı Allah bazen murat ederse böyle insanları İstanbul’un göbeğinde bir araya getirir, dedim. Ben Sakarya’da öğretmenim, dedi. Nere mezunusun... Dedi, Arap Dili Erzurum… Bahattin Yıldız diye bir adam var, duydun mu… Duymadım Abi… Cahit Zarifoğlu duydun mu… Dudum, dedi. Zarifoğlu O’nun hakkında şiir yazmış… 81 yılında 4 Eylül’de sol omuzundan yaralandığında O’nun hakkında şiir yazmış… Ha öyle mi Abi, dedi. Baktım merak ediyor… Ben Orman Mühendisiyim, dedim. Zaman zaman geliyorum buraya, gençlerle muhabbet ediyorum, dedim. Bahattin Yıldız’ı tanımanızı isterim, dedim… Not al dedim… 'Hangi dağda kalacağımı ben de bilmiyorum.' Not aldı, ayrıldık. 55 gün sonra yayınevinde gençlerle muhabbet ediyorum. Genç bir kız geldi, yanında da kız kardeşi var. Abi beni tanıdın mı… Yok, dedim. Ben Sezai Karakoç’un mezarı başında karşılaşmıştım ya… Ha tamam dedim… İnsan bir şey yapmak isterse bulur. Yurtlarda onlarca insanımız var, ama bazen bir şeyleri eksik yapıyoruz. İşte Bahattin Yıldız’ın yaptıkları bizim için ışık, örnek, ufuk olması lazım. Karakoç, demiş ki: Mezarlardan yükselen bir hayat vardır. Sen bir şey yapmaya niyetlen mezarın başında tanıştığın insanla bile bir şey yaparsın… 55 gün sonra Ablamız gelmiş. Abi size börek getirdim. Gebze’den geliyorum. Kürt böreği bulamadım. Kıymalı börek getirdim. ‘Hangi dağda kalacağımı ben de bilmiyorum’ yazısıyla kalmamış. Diğer yazıları da okumuş. Çünkü yazının birinde şöyle bahsediyordum Bahattin Abi İstanbul’a geldiğinde öğrenci evleri misafiriydi. Çoğu zaman da Özgün Yayıncılık’ta yatar kalkardı. Sabahları birlikte kahvaltı yapardık. Kahvaltıya Mehmet Güney Abiyi davet ederdik. Rıdvan Sancaklı Abiyi davet ederdik. Kahvaltımızda büyük bardak çay eksik olmazdı. Bahattin Abi büyük bardak çay içerdi. Yanında da Kürt böreğimiz olurdu. Hergün aynı şey yenir mi… Yiyorduk. Bazen de zenginlik yapıyorduk, haşlanmış yumurta ile... Kız o Kürt böreğini okumuş. Bulamayınca daha makbulünü, kıymalı böreği getirmiş..."
"KÜÇÜK BİR HAREKET YAPIYORSUNUZ CENABI ALLAH ONU BEREKETLENDİRİYOR"
"Bahattin Yıldız’ı biraz daha anlatayım. 1979 yılında 20 Kasım’da Erzurum’dan Kayseri’ye kadar koşmuşlar. 10 günlük koşu. 22 Kasım’da Akıncılar’ın düzenlediği Hicri 1400 mitingine katılmış. Ondan önce Hicret sadece camilerde cemaat tarafından bilinen öylesine bir olaydı. Ama o zamanki sloganımız ‘Hicri 1400. Cemaatten Devlete…’ diye. Ben de o zaman Bursa’da İktisadi ve Sosyal Bilimler’de okuyorum. Bahattin Abi’yle çok tanışmıyoruz. Biz de Ulu Camide buluşmuşuz. Hatta İlahiyat Fakültesi’nin kapısını zincirleyen üç kişiden birisi benim. Boykot yapıyoruz. Herkes Ulu Camide buluşacak. Sadece Bursa’da değil üniversite olan bütün şehirlerde biz bu eylemi yapmıştık. Bahattin Abi daha büyüğünü yapmış. Mahmut Osmanoğlu, Abdullah Genç ve Kendisi ile birlikte 10 günlük bir koşu düzenlemişler. Bizim gibi sağlam spor ayakkabılarıyla değil… Ayaklara vuran spor ayakkabılarıyla ilginç bir koşu. Okuldan çıkan liseli çocukları görüyor. Hicreti anlatıyorlar. Köyden geçerken tarlasını süren bir tane adam görüyorlar. Adama Hicret’i anlatıyorlar. Önlerinde kendilerinin yazdığı Hicri 1400 yazısıyla… Bu çok önemli bir olay. Şimdi Hicret kutlanıyor, ama o koşunun etkisi var. Dedim ya siz küçük bir hareket yapıyorsunuz Cenabı Allah onu ne kadar bereketlendiriyor.
Gençler… Davamız gençlik, derdimiz gençlik, duamız da gençlik…
Gençken kurulan kardeşlikler, arkadaşlıklar sağlam ve kalıcıdır. Yaşlılıktaki böyle olmaz. Çünkü paslı teneke lehim tutmaz diyorlar. Hayat 15-25 yaş arası kazanılırsa siz o yaştasınız. O yaşta yapacağımız faaliyetler bizi hayatın ondan sonrasına da taşıyor.
Bir de mücadele arkadaşlığı çok ciddi bir iştir. Sıradan bir iş değildir. O yüzden kardeşlerimizi kırmadan, incitmeden o yola devam etmemiz lazım. Hani demişler ya hızlı gitmek istiyorsan tek başına, ama uzun gitmek istiyorsan hep birlikte yürümelisin. İsmet Özel’in tabiriyle bizler uzun yola çıkmaya hüküm giymiş insanlarız. Madem öyle. Hep beraber yürümenin yolarını arayacağız. Beraber mayalanacağız. Kaldığımız yurtta, okuduğumuz fakültede veya lisede bunun mayalanmasını yapacağız ki devam edebilsin. Eğer ümmetin ve ülkenin geleceğinde var olmak istiyorsak gençlikte var olmamız lazım. Gençlikte varsak, gelecekte varız. Onun için gençler çok önemlidir. Bahattin Abi nerde bir genç görse, bir kıvılcım görse onu harlı ateşe döndürmek için gayret ederdi…"

