Saadet Lideri Karamollaoğlu, İzmir’de muhtarlarla kahvaltıda buluştu

Saadet Lideri Karamollaoğlu, İzmir’de muhtarlarla kahvaltıda buluştu

Bir dizi etkinliğe katılmak üzere geldiği İzmir’de ilk olarak muhtarlarla bir araya gelen Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ülkenin bir darboğazdan geçtiğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın problemlerin çözümünde etkili olamadığını söyledi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin İzmir İl Teşkilatı tarafından Bayraklı Havuz Restoran’da gerçekleştirilen "Muhtarlar Toplantısı"na katılarak konuşma yaptı. Burada önemli açıklamalarda bulunan Karamollaoğlu, başkanlık sistemine kökten karşı olmadıklarını ancak bütün yetkilerin tek kişide toplanmasının kabul edilemeyeceğini belirtti.

İktidarın ülke problemleriyle yüzleşme ve doğru bir teşhis koyma kabiliyetine sahip olmadığını kaydeden Saadet Lideri Karamollaoğlu, “Demokrasi denildiği zaman, doğru karar verebilmek için istişare temel sistemdir. Cumhurbaşkanının karşısında onu denetleyebilecek güçte meclis olmalı, bir kişinin iradesi meclisin iradesinden üstün olmamalı. Bugün genelde soruluyor. Siz gelirseniz bu problemleri çözebilir misiniz? Esas olanı, biz bir problemin nerden kaynaklandığını anlayabilmek için meseleyi görüşüp tartışıp ondan sonra çözüm üretiriz. Cumhurbaşkanı bugün diyor ki, kimsenin sıkıntısı yok, problem yok. Böyle bir kanaat taşıyor. Çözmesi mümkün olmaz o zaman. Kendi çizdiği sınırların dışına biraz çıksa gerçekleri görecek ama bu kez de rahatsız oluyor. Hâlbuki iktidara gelirken o zaman mağdurların safındaydı, meseleleri onların bakış açısı ile değerlendiriyordu. Şimdi bakış açısı değişti” dedi.

ADALET SORUNU ÇÖZÜLÜRSE DİĞERLERİ PEŞİNDEN GELİR

Türkiye’nin en büyük probleminin adalet mekanizmasının doğru çalışmaması olduğunu vurgulayan Karamollaoğlu, “Bir ülkede adalet kâmil manada işlemiyorsa o ülkenin ileri gitmesi mümkün olmaz. Adalet mekanizmasına çok sık müdahale ediliyor. Kararı veren hâkimin iradesine saygı gösterilmiyor. Hâkimler iktidarı tatmin etmeyecek bir karar verdiğinde sürülüyor, yerini koruyamıyor, yerini koruma teminatına sahip değiller. Adalet olmadan huzur olmaz. Duyulan güven, adaletin tecellisine inanmakta yatar. İnsanlarımız bir sıkıntıya düştüklerinde mahkemeye gittiklerinde adil bir karar alıp alınmayacağı noktasında tereddüt yaşıyorlar. Adalet sorunu çözülürse diğerleri peşinden gelir kanaatindeyiz. Bunun çözümü bir anlayış ve zihniyettir. Adalet mekanizmasına yönetim müdahale ederse o sistem adalet üretmez. İktidar mutlaka yargının dışında kalmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

EKONOMİDE İPİN UCU KAÇTI

“Ekonomi bizim can alıcı noktamız. İpin ucu kaçtı.” diyen Temel Karamollaoğlu, şunları söyledi: “Önce pandemi, ardından da Ukrayna-Rusya krizinden sonra bir kargaşa meydana geldi. Ama bütün dünyada meydana gelen ekonomik sıkıntılarla bizimkinin arasında dağlar kadar fark var. Cumhurbaşkanı diyor ki dünya ülkelerinde de enflasyon var. Doğru. Yüzde kaç? 6-7. Bizde kaç? En az 10 katı. Yüzde 70. Bizim diğerlerine benzeyen bir tarafımız yok. Paramızın yabancı paralar karşısındaki değerinin sürekli kayboluyor olması en önemli sıkıntı. Ekonominin  nasıl bozulduğu, hangi sebeplerden dolayı çözülemediği yönetim tarafından görülemiyor. Gerçekleri dile getirenlerden rahatsız oluyorlar, hoşlanmıyorlar.  Üç temel rahatsızlığı sık sık dile getiriyorum. Birincisi;  Türkiye’de yolsuzluk durmadan ekonomi düzelmez. Çünkü bizdeki yolsuzluk çok büyük rakamlara ulaştı. İkincisi; israf. Biz parayı sokağa atıyoruz. Betona, asfalta gömüyoruz. Ekonomiyi canlandıracak konularda harcamalar yapamıyoruz. Üçüncüsü ise rüşvet. Bunlar varken siz ne ile yatırım yapacaksınız, nasıl kalkınacaksınız? Üretime dönük yatırım olmadan milli gelir artmaz. İhracat gelişmez. İthalat önlenemez. Üretime dönük yatırım yapıldığında ülke canlanır, milli gelir artar.”

Toplantıda Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcıları Sabri Tekir ile Şerafettin Kılıç, İl Başkanı Mustafa Erduran ile çok sayıda İzmirli muhtar hazır bulundu. Konuşmasının ardından muhtarların sorularını da yanıtlayan Temel Karamollaoğlu, program sonunda muhtarlarla hatıra fotoğrafları çekildi.

SAADET LİDERİ KARAMOLLAOĞLU'NUN KONUŞMASININ BAZI BÖLÜMLERİ ŞÖYLE:

“Prensip olarak Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı değiliz. Bizim karşı olduğumuz bütün yetkilerin sadece Cumhurbaşkanı’nda toplanmış olmasıdır. Bir kişi bütün yetkiyi ve sorumluluğu üstlenecek ülkenin problemlerini böyle çözeceğiz, diyor. Biz buna karşıyız.”

“Müzakerelerle bazen istikrarsızlık meydana geliyormuş. Özellikle de dış ülkeler böylesine istikrarsız bir ortamdan faydalanamıyorlar. Böyle bir istikrarsız ortama güvenemiyorlarmış. Öyle bir sistem kurunki bir kişi bütün yetkileri elinde bulundursun. Karar verdiği zaman o karar müzakere edilemesin. Biz de böyle bir karara güven duyalım. Tek bir gerekçe ve maalesef üzülerek söylüyorum. Yurt dışından yapılan bir telkin neticesinde kabullenilmiş bir durum.”

“Hangi sahaya el atarsak atalım. Ekonomide de, dış ticarette de, iç ticarette de, dış politikada da, eğitim de de, sağlıkta da, her yerde ciddi problemlerle karşı karşıyayız. Artık problemlerle yüzleştiğimiz zaman doğru bir teşhis koyma imkanına bile sahip değiliz. Bir kişi becerisi ne kadarsa, anlama kabiliyeti ne kadarsa, meselede kendisine getirilen bilgileri değerlendirme kabiliyeti ne kadarsa o kadar ciddi karar verebiliyor. Her şeyi görmesi, her şeyi bilmesi, her şeyin alt yapısının ne olduğunu, esas problemlerin nerden kaynaklandığını o kadar kolay bir iş değil. Bundan dolayıdır ki demokrasi denildiği zaman hatta biz genel manada bütün yönetimlerde istişare temel sistemdir. Doğru karar verebilmek için.”

“Bütün demokrasilerde Cumhurbaşkanının karşısında onu denetleyecek güçte bir de Meclis vardır.  Meclis’te karar beyanında bulunur. Eğer çelişki varsa Meclis ağır basar, her zaman. Çünkü, bir kişinin iradesi bütün bir Meclis’in iradesinden, daha önemli ve daha büyük verilemez. Verilmemelidir de. İstişare mekanizması ortadan kalktığı zaman hata yapmak kolaylaşır.”

“Siz gelirseniz bu problemleri çözebilir misiniz? Nasıl çözersiniz? Bu soruluyor. Kesin olarak şu şekilde çözeriz. Hepimizin zihninde bilgi ve tecrübelerimize göre oluşmuş birtakım yollar var. Esas olan bir problemin nerden kaynaklandığını anlayabilmek için önce bir araya gelir, meseleleri görüşür tartışırız. Çözüm ondan sonra üretilir. Şu anda biz meseleleri görüşemiyoruz ki… Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki: Problem yok, nerden çıkarıyorsunuz? Herkes hayatından memnun. Neden böyle söylüyor. Çünkü oturduğu Külliye’de herkes kendisi gibi. Kendisi tayin etmiş. İyi maaş alan insanlar. Kimsenin sıkıntısı yok. Etraflarında bir sorun yok. Etrafındakilere soruyor: Senin var mı bir derdin, yok. Yakınlarının… Onların da yok. Nerden çıkarıyorlar, bu kadar problem var diye bu memlekette… Böyle bir kanaate geliyor.”

“Çözmesi mümkün olmaz o zaman... Kendi çizdiği sınırların dışına biraz çıksa o zaman gerçekleri görecek ama bu sefer de rahatsız oluyor. Sırf sen bana karşı olduğun için hainliğinden söylüyorsun bu sözleri demeye başlıyor… Halbuki 20 sene önce iktidara gelirken böyle değildi. O zaman mağdurların arasındaydı. Mağdurların safındaydı. Meseleleri onların bakış açısıyla değerlendiriyordu. Şimdi şartlar değişti. Bundan sonra bizim meselelerimizi bu iktidarla düzeltme, düzelme imkânı ne yazık ki yok! Meseleleri, problemleri görebilmek için bir mütalaaya ve istişareye ihtiyaç var. Böyle bir mekanizma bugün Türkiye’de çalışmıyor. “

“Ekonomi herkesi yakından ilgilendiriyor ama asıl önemli olan adalet. Eğer bir ülkede adalet kamil manada işlemiyorsa o ülkede kimse rahat edemez ve sürekli olarak ta o ülkenin ileriye gitmesini sağlamak mümkün olmaz. Adalet mülkün temelidir denmiş, bundan dolayı… Mülk dediğimiz devletin temelidir. Bugün adalet mekanizmasına maalesef çok sık müdahale ediliyor. Binlerce hakim savcı var. Bunlarla tek tek ilgileniliyor mu. Yok kimse öyle bir şey demiyor zaten. Mühim olan iktidarı ilgilendiren bir konuda karar verildiğinde ve o karar iktidarın düşüncesinin zıddına ise onun meşru kabul edilip edilmemesinde yatar. O kararı veren hakimin iradesine saygı gösterilip gösterilmemesinde yatar. Problemimiz burada. Cumhurbaşkanını tatmin etmeyecek bir karar verildiğinde hemen yerleri değişiyor. Bir yerden bir yere sürülüyor. Hakimlik teminatı demek hem bu kararı verebilmesi hem de kararı verdikten sonraki mevkiini yerini koruyabilmesi demektir. O teminat olmadıktan sonra siz hakimleri istediğiniz gibi avucunuzun içine alır, kendi istediğiniz kararları vermelerini sağlarsınız. O zaman devlet ortadan kalkar. Aşiretlerde bile adalet olmadan huzur olmaz. Aşiret reisine bile güven her zaman adaletin orda da tecelli edilmesine inanmakta yatar.”

Kategorideki diğer haberler

Kenan TOKGÖZ

Kenan TOKGÖZ

VEFA VE ADANMIŞLIK: YENİDEN İBADETE AÇILAN KEMERALTI CAMİİ ÜZERİNE BİR GÖNÜL YAZISI...

SÜPER LİG PUAN DURUMU

Puan Tablomuz Otomatik Güncellenmektedir.