SAĞLIKTA ŞİDDET DURMUYOR!

SAĞLIKTA ŞİDDET DURMUYOR!

15 Mayıs 2019 tarihinde, Özel İlke Tıp Merkezi’nde çalışan meslektaşımız, poliklinikte muayene ettiği ve ilk tedavisini yaptığı hastanın sözel ve fiziksel saldırısına uğramıştır

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi acil servisinde ilk müdahalesi yapılan meslektaşımız ifadesini, İzmir Tabip Odası avukatı eşliğinde karakolda vermiştir. Türk Tabipleri Birliği, Tabip Odaları, sağlık alanındaki sendikalar ve dernekler uzun yıllardır sağlıkta yaşanan şiddetin nedenleri, şiddete karşı alınacak önlemler konusunda kamuoyunu bilgilendirmekte, yöneticileri şiddeti durdurmak için sorumluluk almaya davet etmektedir. Ancak siyasal iktidarın sağlıkta şiddeti önlemek için hiçbir adım atmadığını üzülerek görmekteyiz. Bugün sağlıkta şiddet, sağlık hizmet sunumunun hemen tüm aşamalarında yaygın ve ciddi bir sorun haline dönüşmüştür. Sağlık kuruluşlarında her gün ortalama 30 şiddet olayı yaşanmaktadır. Bu sorun, bir yandan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının can güvenliğini tehdit ederken aynı zamanda sağlık hizmeti sunumunu da engeller hale dönüşmüştür. Daha geçtiğimiz hafta Malatya’da İnönü Üniversitesi Hastanesi’nde bir öğretim üyesinin odası hastası tarafından yakılarak şiddet yeni ve korkunç bir boyuta ulaşmıştır. Sağlıkta şiddetin toplumsal etkenleri vardır ve bunlar giderilmedikçe sağlık kuruluşlarını tam olarak güvenli ve huzurlu yerler haline getirmek olanaklı değildir. Kuşkusuz kışkırtılmış acil sağlık talebinin eldeki hizmet olanaklarıyla tam olarak karşılanamamasının, yurttaşların sağlık hizmet beklentisinin yapay biçimde yükseltilmesinin, yönetenlerce sağlık çalışanlarının itibarsızlaştırılmasının gelinen tabloda katkısı büyüktür. Kamu otoritesi sağlık kuruluşlarının ve sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak için alması gereken özel önlemleri almamakta, caydırıcı cezaları yürürlüğe sokmayarak, müşteri memnuniyeti esasıyla sağlıkta iyiliği değerlendirmektedir. Bu yanlış tutum daha birçok hekimin ve sağlık çalışanın şiddete uğramasına ve can kayıplarıyla karşılaşılmasına neden olacaktır. Siyasal iktidarın bu kanayan yarayı artık görmesi, emek ve meslek örgütlerinin temsilcileriyle sorunun çözümüne yönelik işbirliğine gitmesi zorunludur. Sağlık çalışanlarının bu çığlığına kayıtsız kalanlar, yaşanan şiddet ve can kayıplardan sorumlu olduklarını akıllarından çıkarmamalı ve acil çözüm için gerekenleri yapmalıdır.

Kategorideki diğer haberler