Su gününde suyun ticarileşmesine karşı çıktılar
Bu yıl “Yeraltı suyunu Görünür Yapmak” temasıyla gerçekleştirilen Dünya Su Günü’nde Konak Belediyesi ve Konak Kent Konseyi, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK, KESK, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Tabipler Odası, İzmir Barosu, Ege Kent Konseyleri Birliği, İzmir Kent Konseyleri Birliği, İzmir Kent Konseyi, İzmir Yaşam Alanları ve EGEÇEP’in imzacı olduğu basın metni yoğun bir katılımla Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde kamuoyu ile paylaşıldı. Etkinliğe Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, siyasi parti temsilcileri, TMMOB’a bağlı odalar, İzmir Kent Konseyleri Birliği Dönem Sözcüsü ve Çiğli Kent Konseyi Başkanı İbrahim İncesu, İzmir Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Adnan Akyarlı, Ege Kent Konseyleri Birliği Dönem Sözcüsü ve Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu, Bayraklı Kent Konseyi Başkanı Ali Nuri Köse sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, sendika temsilcileri, Konak Belediyesi Meclis üyeleri ve muhtarlar katıldı.

Basın açıklamasını Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu’nun okuduğu etkinlikte konuşan Başkan Batur, dünyadaki su kaynaklarının hızla tükendiğini ifade etti. Küresel ısınma ve diğer afetlerle doğanın ve dünyanın insanlığı uyardığını belirten Başkan Batur, “Tek evimiz olan dünya, yeryüzündeki hayatın tehlikede olduğunu anlatmak için her geçen gün daha da sert şekilde bizi uyarıyor. Su, dünyanın en önemli kaynağı. Su yoksa hayat da yok. Dünyanın su kaynakları süratle tükenirken, bizler tüm uyarılara rağmen ne yazık ki değerini tam olarak bilmiyoruz. Bugün tasarruf edeceğimiz bir damla suyun, dünyanın başka bir yerinde yaşam umudu olabileceğini ne yazık ki kavrayamıyoruz” dedi.
Yerel yöneticiler olarak, özellikle su havzalarının korunması, buralardaki yapılaşmaya karşı durmaları gerektiğini vurgulayan Başkan Batur, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Marmara Gölü’nün korunması, eski haline yeninden gelebilmesi için düzenlediği etkinliğin önemli olduğunu söyledi. Bu konudaki çalışmalarından ötürü İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e ve Dünya Su Günü’nde görüşlerini ifade ederek suyun önemine dikkat çeken tüm oda başkanları ve çevreci kurumlara teşekkürlerini ileten Başkan Batur, sözlerini şöyle sürdürdü:“Dünyanın yüzde 70’i su, ancak bunun ancak yüzde 3’ü içilebilir tatlı su kaynağı. Ancak bu da sizi yanıltmasın. Çünkü bu yüzde 3’lük kaynağın da sadece yüzde 1’ine ulaşabiliyoruz. Su, hem en değerli hem de en kıt kaynağımız. Her damlasına kadar su kaynaklarımıza, her dalına kadar ağaçlarımıza, ormanlarımıza, her santimine kadar bereketli topraklarımıza sahip çıkmalıyız ki böylece gezegenimizi, böylece geleceğimizi de koruyabilelim. Bu hepimiz adına tarihi bir sorumluluktur. Su kaynaklarımızı tehdit edecek hiçbir adıma müsaade edilmemelidir.”

İzmir Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Adnan Akyarlı özellikle iklim değişikliği, bilinçsizce ve vahşi sulama sonucunda su kaynaklarımızı tükettiğimizi Gölmarmara’nın bu örneklerden biri olduğu kendi bölgesinde olmamasına rağmen her iki büyük kenti etkileyecek olan Gölmarmara gölünün susuz kalmaması için İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı çalışmalarından umutlu olduğu ifade etti.

Çevre Mühendisleri Odası adına Helil İnan Kınay BM bu yıl ki temasının “Yeraltı Suları” olduğunu hatta Görünmezi Görünür kılmak ve bu suların gelecek kuşaklara temiz ve sağlıklı bir şekilde aktarılması için Çevre Mühendisleri Odası adına her türlü desteğe hazır oldukları ifade etti.

Ege Kent Konseyleri Birliği Dönem Sözcüsü ve Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu tarafından okunan basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi: “2022 Yılı Dünya Su Günü Teması ile 'Yeraltı Suyunu Görünür Kılmak' hedefleniyor. Bizler Suyumuza yönelik tehditleri, tüm canlılara ait olan su, toprak, doğal varlıklarımızın özelleştirilmesi, çok uluslu şirketlerin eline geçmesi süreçlerine karşı mücadeleyi de görünür kılmayı sürdürüyoruz. Sulak alanlarımızın, su varlıklarımızın yaşamın sürdürülebilirliği açısından hayati öneme sahip olduğu için bizler tüm bu olumsuzluklarla mücadele ediyoruz. Bizler yaşamsal sorumluluğumuzun, yükümüzün ağırlığı ve örgütlü mücadele bilinci ile, Suyun en temel yaşam hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkarak, suyun özelleştirilmesi, metalaştırılması, ticarileşmesine ‘Hayır!’ diyoruz.”

