Umuda Yolculuğun Çocukları Anlattı

Umuda Yolculuğun Çocukları Anlattı

Ülkelerindeki savaş ve ekonomik sıkıntılardan kaçan binlerce çocuk, "yeni yaşam" ümidiyle çıktıkları yolculukta birçok zorlukla mücadele ediyor.

Henüz yaşamayı bile öğrenemeden savaş, hastalık, açlık, susuzluk, göç ve ölüm ile tanışan çocukların sayısı her geçen gün artıyor. 

Başta Suriye, Ürdün, Irak, Pakistan ve Afganistan olmak üzere çok sayıdaki ülkede çeşitli nedenlerle yaşanan çatışmalar ve savaşların neden olduğu yoksulluğun en büyük mağduru da çocuklar oluyor. Savaşın ortasında hayata gözlerini açan milyonlarca bebek daha anne kokusuna ve sıcaklığına alışamadan hastalık, barut kokusu ve yoksulluk ile tanışıyor.

Türkiye çocuklara kucak açıyor

Bu ülkelerde yaşanan sıkıntılardan kurtulmak isteyen aileler, daha iyi bir yaşam hayaliyle vatanlarını terk edip "umuda yolculuğa" çıkıyor. Ölümü göze alarak Türkiye'ye ulaşanlar, geride bıraktıkları acı hatırlardan uzakta yaşama tutunmaya çalışıyor.

Bu yolculuğa çocuklar genelde aileleriyle çıkarken, yolda yalnız kalan çocuklara ise Türkiye, ölümün ve çaresizliğin kapısında kucak açıyor.

Bu çocuklardan yüzlercesi, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Çocuk Destek Merkezlerinde kalıyor. Türkiye'deki 10 merkezden biri olan Diyarbakır'daki Eğil Çocuk Destek Merkezinde barınan Suriyeli, Afgan ve Filistinli çocuklar hikayelerini anlattı.

Anne özlemini birbirlerine destek olarak gidermeye çalışıyorlar

Afganistan Baaghlan'da yaşarken babalarının kaçırılması üzerine annesi tarafından Türkiye'ye gönderilen 15 yaşındaki Murtaza ve 17 yaşındaki Mustafa Sakhawat, anne özlemini birbirlerine destek olarak gidermeye çalışıyor.

Annelerinin sattıkları evlerinin parasını göçmen kaçakçılarına teslim ettiğini anlatan Sakhawat kardeşler, günlerce süren yürüyüş ve kamyon kasasındaki yolculuktan sonra Pakistan ve İran üzerinden İstanbul'a geldiklerini belirtti.

"Afganistan'da çocukluğunu yaşayamıyorsun"

"Kaçakçıların yerleştirdiği evde hırsız, katil ve esir insanlar vardı. Birkaç gün onlarla birlikte yaşamak zorunda kaldık" diyen Mustafa Sakhawat, tutuldukları bu evden kaçarak polise sığındıklarını, daha sonra da destek merkezine yerleştirildiklerini belirtti.

Afganistan'da çocuk olmanın zor olduğunu anlatan Sakhawat, "Afganistan'da çocukluğunu yaşayamıyorsun. Afganistan, Türkiye'ye ve Avrupa'ya göre güvenli olmayan bir yer" dedi.

Mustafa Sakhawat, Türkiye'de yaşamaktan mutlu olduğunu, annesini özleyince kardeşine sarıldığını ancak anne hasretinin dinmediğini söyledi.

Savaş var ama hayat yok...

17 yaşındaki İzzetullah Mücaderi ise, "Afganistan'da savaş var ama hayat yok. Savaş önemli değil ama hayat yok. Devlet yok, iş yok o yüzden mecbur kaldığımız için ülkemizi bıraktık" diyor. Mücaderi, Afganistan Hulm'da yaşayan ailesinin tek çocuğu olduğunu fakat onlardan ayrılmak zorunda kaldığını belirtti.

Çocukluğun çok güzel olduğundan bahseden Mücaderi, "Anne ve babamı çok özlüyorum. Annem bana daima 'Şımarık' derdi. Gece uyurken gelir beni öperlerdi. Elini kafamın üzerine koyup, 'Uyu canım' derdi" ifadelerini kullandı.

İzzetullah Mücaderi, anne ve babası ile karşılaştığında onlara koşup sarılacağını ve onlara olan özlemini söyleyeceğini de anlattı.

"Ben çok acı çektim, çocuklarıma hiç acı çektirmeyeceğim"

Suriye Rakka'dan ailesiyle savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan 14 yaşındaki Muhammed Mustafa, İstanbul'da anne ve babasından şiddet gördüğünü söyledi.

Babasının kendisine hurda toplattığını ve günde 50 liradan az kazandığında ise dövdüğünü anlatan Muhammed Mustafa, "Bana vurmaya başladı. Banyoya koyuyor, üzerimize soğuk su döküp sonra da vuruyordu. Bana öyle davrandığı için kaçtım ve Bursa'ya gittim. Bursa'da yurda yerleştim" dedi.

Mustafa, orada Türkçe öğrendiğini belirtti. Muhammed Mustafa, ailesinden şefkat görmediği için büyük sıkıntı yaşadığını anlattı.

"Annem ve babam bana çok kötü davrandı. Ben çocuklarımı okula göndereceğim, hiçbir ihtiyaçlarını eksik etmeyeceğim. Çünkü annem ve babam bana bisiklet bile almadı. Ben çok acı çektim, çocuklarıma hiç acı çektirmeyeceğim."

"Annemi, babamı ve kardeşimi çok özlüyorum"

Afganistan Mezar-ı Şerif'ten okumak için Türkiye'ye geldiğini belirten 17 yaşındaki Yusuf Selimi ise, köylerini basan Taliban militanları tarafından annesi, babası ve küçük kardeşinin kurşunlanarak öldürüldüğünü, kendisinin ise o gün başka şehirde oturan ablasının yanında olduğu için saldırıdan kurtulduğunu söyledi.

Olaydan sonra babasından kalan evi satarak Türkiye'ye gelmeye karar verdiğini anlatan Selimi, Pakistan ve İran üzerinden yapılan zorlu yolculuktan sonra Türkiye'ye ulaştığını belirtti.

Yaşadıkları zorluklara rağmen annesine verdiği sözü tutmaya gayret ettiğini ve okuyup öğretmen olmak istediğini söyleyen Yusuf Selimi, "Annemi, babamı ve kardeşimi çok özlüyorum" dedi.

Ailelerini özlüyorlar

Her çocuk gibi bir hayali olan 15 yaşındaki Filistinli Ahmet Mustafa da, futbolcu olma hayalini gerçekleştirmek için Gazze'den yola çıktı. İnşaat işçisi olan babasının birikimlerini verdiği insan kaçakçıları tarafından İstanbul'a getirilen Mustafa, ülkesinden ayrılma sebebini ise "Filistin halkının gurur kaynağı olmak için iyi bir futbolcu olmak istiyorum" sözleriyle anlattı.

Filistin'den bindiği teknede 20 kişiyle umuda yolculuğa çıkan Ahmet Mustafa, "Benim için mutluluk, futbol oynamak ve aileme onların istediği şekilde iyi bir insan olarak dönmek" dedi.

"Ailemi çok özlüyorum. Gece yatağa uzanınca aklıma ülkemde bıraktığım ailem ve arkadaşlarım geliyor. Benim için dünya zulüm yeri. Ülkemden çıkmamalıydım. Orada kalıp ülkem için savaşmalıydım." 

Ahmet Mustafa çocuklara tavsiyede bulunarak, "Çocukluğunuzu doya doya yaşayın, çünkü biz onu yaşayamadan büyüyoruz. Sevinçle, doyarak yaşayın çocukluğunuzu" dedi.

Türkiye ihtiyaç sahiplerine yardım yapan birinci ülke 

Diyarbakır Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Müdürü Halit Açar, Türkiye'nin son yıllarda farklı ülkelerdeki iç karışıklıklar, savaşlar nedeniyle hayata tutunmaya çalışan mazlumların sığındığı bir liman haline geldiğini, kişi başına düşen gayrisafi milli hasılaya göre ihtiyaç sahiplerine yardım yapan birinci ülke olduğunu belirtti.

Açar, kentte bulunan merkezde refakatsiz yabancı çocuklara barınma, temel ihtiyaçlarını karşılama, psikososyal destek ve meslek sahibi olmalarına yönelik destekler verdiklerini vurguladı.

20 Kasım'da ise tüm dünyada "Dünya Çocuk Hakları Günü" kutlanacak.

AA 

Kategorideki diğer haberler

Mehmet Halit İLHANCAN

Mehmet Halit İLHANCAN

Coronanın zorla yaptırdıkları, bizlere neler getirip neler götürdüğünü düşünmeye başladım

Halil YOLDAŞ

Halil YOLDAŞ

KORONALI GÜNLERDE” RAMAZANI ŞERİFİ” ASLINA UYGUN YAŞAMAK                                                                                                                                 

Namaz Vakitleri