15 TEMMUZ'U ANDIK

15 TEMMUZ'U ANDIK

15 Temmuz, bir işgal girişimine karşı doğrudan milletin çıplak eliyle silahları erittiği, tankları ezdiği bir gündür. Tankların insanları ezdiği bir gün olarak anlatılması yanlıştır. 15 Temmuz’da millet işgalci envantere geçirilmiş tankları ezmiştir.

Yıldız Fm de yayınlanan Sunuculuğunu Muhammet Hicabi  şahin’in yaptığı ‘Zirvedekiler ‘ programının bu hafta ki, Sürpriz konuğu 15 Temmuz Şehit ve Gazi abisi olan aynı zaman da, Ak Ocaklar Genel Başkanlığını Yürüten Hakan Yiğit ve Ak Ocaklar İzmir İl Başkanı  Ömer Çakmak oldu.

Muhammet  Hicabi  Şahin’in sorularını yanıtlayan Ak Ocaklar Genel Başkanı Hakan Yiğit ve Ak Ocaklar İzmir İl Başkanı  Ömer Çakmak’la geçen program da duygusal anlar yaşandı.

ŞAHİN: Öncelikle hoş geldiniz . Ta Ankaralardan kalkıp gelerek bizleri şereflendirdiniz. Sizin gibi çok değerli iki başkanımızla olmak bizi çok memnun etti. Bu program eminim ki, birçoğumuzun bamteline dokunacak. Ak Ocaklar Derneği Genel Başkanı Hakan YİĞİT aynı zamanda 15 Temmuz Şehit ve Gazisi olan ikizlerimizin de abisi tüm Türkiye’nin de bildiği hatta dünyada ki, Müslümanların yüreğin de yer edinen ikizlerimiz Erkan Yiğit ve Volkan Yiğit kardeşlerimiz Erkan Yiğit Şehit olmuş Volkan Yiğit ise Gazi olmuştu. Bu kardeşlerimizin abisi olan Hakan Yiğit başkanımızla 15 Temmuz’ dan bahsedeceğiz. Başkanım biz sizi az çok takip edip tanıyoruz ama dinleyicilerimiz ve okurlarımız için kendinizi tanıtmanız mümkün müdür? Sizden dinleyelim Hakan Yiğit kimdir?

BAŞKAN YİĞİT:  Öncelikle Yıldız Fm dinleyicilerimize ve çok kıymetli halkımıza, sizlere, Yıldız Fm ailesine bizleri ağırlayıp bir araya getirdiği için şükranlarımızı şahsım, ailem ve derneğim adına belirtmek isterim. Gelelim sorunuza evet Hakan Yiğit kimdir? 17.06.1974 doğumlu aslen Tokat Reşadiyeli olan bir kardeşiniz diyelim.  Ayrıca babamızın memur olması hasebiyle Ankara Etimesgut ta başlayan Sincan rotamız da devam etmekteyiz. İlkokul ve liseyi Ankara da okudum evli 3 çocuk babasıyım ve bugüne kadar birçok alanda siyasetin içerisin de yer aldım. Bu nokta da bizleri ilk defa dinleyen halkımızla da paylaşmış olalım.

ŞAHİN: Başkanım hazır konu siyasetten açılmışken AK Ocaklar AK Parti’ye yakınlığıyla da bilinen bir sivil toplum örgütü bu bağlam da biraz da siyaset hayatınızdan söz edelim istiyorum.

 

BAŞKAN YİĞİT:  Siyaset yaşantımıza 1991 senesin de Etimesgut ilçesinin Milli Gençlik Vakfın da başladık. Etimesgut’un ardından Zülefa Partisi, Fazilet Partisi Gençlik Kolların da Başkanlık yapmış bulundum.  O dönemin darbelerine de şahit olup yaşayan bir aileden geliyorum. 1997 de Sincan da 28 Şubat süresin de olan darbede de yine meydan ve sahalarda yerimizi almış o süreçleri bire bir bizzat yaşamış öfkeci gençlik, dindar gençlik diyerek ötekileştirilen o darbelerin izleri silinmemek üzere bizlerle kaldı ve şuanda baktığımız zaman süreç hala devam ediyor. 2001 de Adalet ve Kalkınma Partisinin kurulmasıyla birlikte Etimesgut  İlçe Kurulun da yer aldım. 6 yıl yönetim kurulu üyeliği yaptım ve tabi birçok sivil toplum kuruluşunda da görev aldım. Şöyle diyebiliriz ki, 14 yaşından yaklaşık 43 yaşına kadar geçen sürece baktığımız zaman hayatımızın 29 senesi  hemen,  hemen bu alanı kapsıyor. Genç yaşımıza çok şey sığdırdık diyebiliriz. Özellikle Tokatlılar Derneği  Bakanlığı ve Muhtarlar Sekreterliği Derneğimiz  Sosyal  Yardımlaşma Vakfı  ve Sincan Kaymakamlığın da görevlerimiz oldu.  Ardından İlçe Başkan Aday lığımız ve Ak Partiden Belediye Başkan Aday Adaylığımız oldu.  Yine Reşadiye den Milletvekilliği Adaylığımız oldu.

ŞAHİN:  Evet Ömer başkanım sözü size bırakıp Ak Ocakları neden kuruldu?  Hedefleri projeleri nelerdir? Dinleyelim istiyorum.

BAŞKAN ÇAKMAK: Ak Ocakları Derneği  açılım itibariyle Anadolu Kardeşliği  Ocakları Derneği  ismini taşımaktadır.  Genel merkezimiz Ankara da 30 Eylül 2014 tarihin de Hakan Yiğit Başkanımız tarafından kurulmuş ve halen Genel Başkanlığı Hakan Yiğit başkanımız tarafından yürütülen bir sivil toplum kuruluşudur. Her daim devlet geleneklerine sahip çıkan Ak Ocaklar Derneği, genel merkez üyeleri, il-ilçe başkanlıkları ve temsilcilikleri ile bulunduğu il-ilçelerde ve ülkenin dört bir yanında halka ses olmuştur.

 Kurulduğu dönemlerde dini kullanan, sömüren örgütler sıkça ortaya çıkıyordu. Biz bunlara dur demek ve bertaraf etmek için her daim devletimizin yanındayız. Dil, din, ırk ayrımı yapmadan Türk, Kürt, Çerkez’iyle, Laz, Sunni,  Alevisi  vs. ayrımı yapmadan bir bütün olmalıyız düşüncesiyle yola çıktık.. Ak Ocaklarının kurulması ile gençlerimize birlikte hareket etmemiz bilincini benimsettik. Gençlere yönelik Eğitim alanında birçok projemiz oldu Osmanlıca kurslarımız yer tahsisi vs. gibi. Ak Ocaklar Gönüllü bir dava sivil toplum kuruluşu hareketidir ki,  yediydik, elli olduk. Derken bugün Türkiye genelin de binlerce gençlik kitlesine ulaştık.  Avrupa, Kıbrıs, Orta Asya, İç Anadolu, Marmara, Ege ve ülkenin dört bir yanından çok değerli gönül ve fikirdaşlarımızla bir bütün halinde çalışmalarımız devam etmektedir.

Ülkemiz de yaşanan hain FETÖ darbe girişiminde yönetim kurulu üyelerinden Erkan Yiğit şehit, Volkan Yiğit ise gazi olmuştur. Yine Alper Kaymakçı Ak Ocaklar Derneği’nin vermiş olduğu şehitlerden birisidir. Kendilerini buradan rahmetle anıyorum. Şehitler ölmez ALLAH’ın izniyle bu vatan bölünmez.

“AK OCAKLAR EMEK KAPISI DEĞİL,  BİR DAVA KAPISIDIR”

ŞAHİN: Bizde tüm şehitlerimizi buradan rahmetle anıyoruz. Evet Yiğit başkanım son olarak başlarken de dediğim gibi belki de herkesin bamteline dokunacak bir gerçekten bahsedeceğiz. Sözü tekrar size vermek istiyor ve 15 Temmuzu birebir yaşayan ve tabir yerindeyse yüreğine ateş düşmüş biri olarak birde sizden dinleyelim.

BAŞKAN YİĞİT:  15 Temmuz bizim için önemli bir süreçti. Milli ve manevi değerleri kendisine şiar edinmiş aynı duyguları paylaşan toplulukların bir araya gelerek “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diyen Anadolu insanlarının birlikte sergilediği manevi bir duruşu kimilerine göre artık final dendiği, kimilerine göre ise baktığınız da o milli duruşun o yerli duşun noktasıdır 15 Temmuz. Rabbim öyle bir karanlık geceyi vatanımıza, memleketimize Türkiye’mize bir daha göstermesin. Kimsenin evine ocağına ateş düşürmesin. Vatan millete karşı delalete düşünlere fırsat vermesin ki, bunları biz bizzat yaşamış bir aileyiz STK yız ve hatta bu noktada da bunun mücadelesini sürdüren tek STK yız diyebiliriz. 15 Temmuz ihanet girişimi hain FETÖ terör örgütünün bir gece ortaya yılların içinde biriktirmiş olduğu hainliklerini gün yüzüne çıkardığı bir gecedir. 15 Temmuz da ben o günü an, an anlatmak isterim ki, o heycanımızı o an ne yaşadığımızı hakikaten o geceyi yaşayanlardan dinleyin eğer o geceyi dinlemek istiyorsanız o geceyi televizyonlardan izleyip te çıkıp da, gazel okuyanlardan değil ocağına ateş düşenlerden dinlesinler o gecenin gerçek tanıklarından dinlesinler. İşte Hakan YİĞİT Ak Ocaklar Derneği ailesi, arkadaşları, kardeşleri o gecenin bizzat tanığı, şahidi olan bir ailedir. 15 Temmuz 2016 tarihin de bir ramazan bayramı sonrasıydı. Biz Ağrı da ailemle birlikte bir düğün merasimine katılmıştık. Öğlen 15.30 sularında uçağa bindik Ağrı dan Ankara ya dönüş yaptık saat 17:00 gibi geldik. Biz o kadar milli duruş sergilemişiz her tarih bambaşka kimin aklına gelir darbe.

 15 Temmuz akşamın da saat 9 -9. 30 sıralarıydı biz oturduğumuz sitenin bahçesinde arkadaşlarla bir aradayken bir telefon geldi.

 

Dedi ki,

-Hakan başkanım,

- Televizyonu açtın mı?

 Dedim: Ben dışarıdayım.

-Ankara nın semalarından uçuşlar var.

Dedim: Ankara nın her tarafı havalimanı, askeri havalimanları mürtet var Esenboğa var uçuş noktaları var vs.

-Yok başkanım bildiğiniz gibi değil tarıyorlar    

Dediler derken bir başka arkadaş aradı.

-Başkanım neredesiniz?

Dedim bahçedeyim bulunduğumuz ortamda televizyon yok. Dedi ki; başkanım İstanbul’ da tanklar köprünün oradan geçiyor bura da darbeden bahsediyorlar.

Dedim ya ne darbesi olacak, intikale gidiyorlardır. Adamın aklına gelmez ki, bu memlekette bunların yaşanacağı. Derken eve çıktım. Televizyonu açınca durumun ciddiyetine vardık. Saat 22:00 sularıydı. Arkadaşlarla hemen bir koordine de bulunduk. Dedik ki, şuan kim varsa hepimiz bir araya gelip bulunduğumuz yerin kent meydanlarına inelim şehrin merkezi olan Sincan’a indik. Biz normalde marketçilikle uğraşıyorduk iki tane marketimiz vardı. Erkan la Volkan yani kardeşlerim sabahçı onlar, öğlenden sonra biz bakıyorduk. Dedim ki, siz de dükkanı kapatırsınız kapattıktan sonra buluşuruz. Tamam dediler nereye gelmemiz gerekiyorsa geliriz. Sincan meydanına vardık. Millet çoğalmaya başladı. Ama herkes birbirine bakıyor, ne olduğu belli değil. Biz çağrıyı duyup sokağa çıkmış değiliz TRT 1 de olanlardan da haberimiz henüz yok vatanseverler hareketliliği görünce ne oluyor diye sokağa öylesine çıkmış kişiler ve sayın cumhurbaşkanımızın da ilerleyen saatler de memleketimizin insanlarını bu hainlere karşı tek bilek olup, dik durmak için sokağa davet etmesiyle birlikte insanlarımız malını, mülkünü bir kenara bıraktı. Vatanı, namusu, şerefi ve bayrağı için canını ortaya koydu.

 Velhasıl daha sonra bir telefon geldi.

 Ak Parti Genel Merkez in önüne davet ettiler.

Başkanım dedi, burada hareketlenmeler var ve fazla kimse yok meğerse bizim ikizler onlar diğer arkadaşlarıyla buluşuyorlar hemen bizden önce çıkıyorlar ve direk Cumhur Başkanlığı Külliyesinin önüne gidiyorlar. Biz Sincan dan tanıdık, tanımadık doldurduğumuz bir otobüs insanla birlikte tekbirlerle, dualarla dedik ki, istikametimizi Ankara ya doğru çeviriyoruz. Şoföre de yine hangi yönden gitmesi gerektiği yönünde bilgi verdik. Gidenler bilir Eskişehir yolundan çıkıp Ak Parti Genel Merkezi, Notalar Birliğinin oradan Bağdat köprüsünün altından indik. Ardından orada duruşumuzu gösterdik ilk gelen guruplar arasındaydık. Toplam da kırk, elli kişi falandık. Derken otobüsler, kamyonlar geldi. Haberler gelmeye başladı internetler, telefonlar kesiliyor. Saatler ilerledikçe dumandan görünmüyoruz. Arkadaşlarla her yere dağılmışız. Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün önü, Genel Kurmay Kavşağının önü.

Tabi biz çıkarken evde hanımla helaleşmişiz, “hakkını helal et” demişiz. Borcum da, alacağım da yok ben oğlanı alıp çıkacağım hanımı da anneme git. Orda kalın görüşürüz ama sabah biz ne olacağını da bilmiyoruz.

Öyle hellaleşerek çıktık. Sonrasın da duyduk ki, annem de gelinlerini alıp torunları da en büyüğü  11 yaşında olan rahmetli şehitimizin oğluna bırakıyor. Bunlar diyor arkadaşlarını alıp çıktıysalar bura da kalmamızın bir anlamı yok hepsini alıp Genel Kurmay Kavşağına gidiyorlar. Araç bulamıyorlar artık gecenin ilerleyen saatlerin de orada ki, trenler ve araçlar çalışmaya başlanınca orda bir mücadele başladı.

 O saatlerde partinin önünde sayın cumhurbaşkanımızın çağrısının akabinde orda bizim bir duruşumuz oldu mikrofonları aldık sabaha kadar otobüsün üstünde Balgat Köprüsünün altından zırhlı iki tankın oraya geldiği noktalar bu Anadolu Kadınının sadece ayağında ki, terlikle 50 tonluk tankları nasıl durdurduğuna biz tanığız şahidiz. Yatsı namazından sonra oraya gelen hacı ağabeylerin ellerin de bastonlarıyla neyle karşılaşacaklarını bilmeden çıkıp gelmiş olmaları adamın aklına gelir mi?

 Kendi askerinin, kendi insanına kurşun sıkacağı. Kendini tepeden bombalayacağı efendim tankını topunu senin üzerine süreceği gavur olsa vurdu geçti dersin bakıyorsun tank bizim, kamuflaj bizim, silah bizim, asker bizim, ordunun tüm malları bizim ama için de hainler kendilerini kamuflaj ederek bizim silahımızı, bizim tankımızı bize doğrultuyor. 

Ama biz bir yemin ettik. Sayın cumhurbaşkanımızın da çağrısını duyunca herkes merak ediyor tabi acaba nerde diye sonra Marmaris te olduğunu oradan Muğla ya geçtiği Muğla dan İstanbul’a intikal ettiğini duyunca Sayın Cumhur başkanımızın da bir komutan edasıyla memleketini terk etmeyerek milletiyle buluştuğunu öğrendikten sonra eğer cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir çift lafıyla bu kadar insan sokağa çıktıysa o nasıl vatanını milletini terk etmeyerek semalarda uçuşan kurşunlara rağmen indiyse o Gazi dir. O Fatih dir. Vallahi biz de  bu menzili terk edersek Vatan çöker, Millet çöker diyerek bu duygularla dedik ki, Ulubatlı Hasan olacağız bu bayrağı indirmeyeceğiz. Ey Ankara cihatsa bu gece bir kez ölelim adam gibi ölelim diye bağırarak okçular tepesini de vallahi terk etmeyeceğiz dedik. Bu noktada duruşumuzu sergiledik.

“Bir film senaryosu gibi gökyüzünden mermi yağıyordu. Ankara kapkara oldu. O gece hiçbir kara bu kadar kara olmamıştı Ankara da.”

Ama her sabahın aydınlandığı gibi o sabahın da aydınlanması gerekiyordu. Aydınlanacaktı da

Ve o gece hiç kimse bulunduğu yeri terk etmedi. Filistinli çocuklar bile o gece bizden şanslıydı en azından atacak taşları vardı bizde inanın o bile yoktu.

 Sabah namazında arkadaşlar aradılar abi biz külliyedeyiz buraya mermi yağıyor sizde isterseniz buraya gelin sabah namazını da burada kılalım dediler.  Yanımda ki, arkadaşlar sordular abi çıkalım mı? Külliyenin önüne aramızda da yedi yüz, sekiz yüz metre bir mesafe var.

Dedim ki, biz burayı geçersek burası boğaz, tank da geçer her şey de o yüzden biz o boğazı tuttuk. Sabaha karşı ben otobüsün üstündeydim bir mesaj geldi.

 Eskişehir den  F-16  kalktı bunları püskürtecek kurtuluyoruz diye sevindik, ama gökyüzün de tekrar hareketlenmeler başladı hangisi hain, hangisi bizden bilemiyorsun ki, biz bizim uçakları beklerken bunlar Mürtet Havalimanın da uçakların kalkmaması yönünde pisti bombalayarak diğer uçakların kalkıp ta milleti bombalamasını engellemek için oraya gitmişler. Yani bizim üzerimizden helikopterler, uçaklar bizlerin üzerine ata, ata gitti.

Birinci bombayı külliyenin önüne attılar.

İkinci bombayı caminin önüne milletin içine attılar.

O esnada birader Volkan aradı.

Dedi ki, ağabey ben vuruldum.

Nerenden vuruldun? demeye kalmadan, hastaneye gittik. Boynuna şarapnel parçası saplanmıştı.

Dedim, Erkan nerde?

-Ağabey bomba hepimizi dağıttı. Bir yerlere savrulduk, dedi.

 Tabi biz her yer de Erkan’ı arıyoruz ulaşamadık. Her taraf da şehit var, yaralı var derken arkadaşın biri aradı.

Dedim ki volkanı bulduk yaralı aşağıda yatıyor. Ama erkanı bulamadık.

- Abi dedi, Erkan dedi şehadet şerbetini içti külliyenin önün de.

Dedim ki; vatan sağ olsun.

 Ağladım ama içimden ağladım ve orda hepimizin bir sorumluluğu vardı. O gece kaçanlar vardı. O gece samimi olmayan insanlar vardı. Hani şimdi biz bahsediyoruz da insanlar bize laf cambazlığı yapıyorlar ya, biz o gece kanımızın son damlasına kadar bir duruş sergiledik. Burası bir imtihan dünyası ve “Rabbim dağına göre kar verir” derler ya bize de Allah böyle bir sabır verdi. Güç verdi. Şehit ve gazi ağabeysi olma şerefi verdi. Benim annem ağladı başka analar ağlamasın, başka Erkan’lar şehit olmasın, başka Volkan’lar gazi olmasın.

 Bu memleket hepimizin diye, diye böyle diyar, diyar geziyoruz. Böyle günlerin tekrar yaşanmasını istemiyoruz. Bizim evde yetimimiz var, dulumuz var, yaralımız var ama bunun yanı sıra bir duruşumuz, bir davamız var.

Yani baktığımız zaman bugün bu hainlerin, bu FETÖ terör örgütünün, PKK nın, YPG nin, PYD’nin, çift kollu KCK nın ve ne kadar legal örgüt varsa bunları ve bunlara çanak tutan insanları Rabbim kahretsin. Bunlar da yargılanacaktır. Hiç bir vatan hainine özgürlük olmaz.

 Biz diyoruz ki, bu memleketin insanı olarak çok ağır bedeller ödedik. Bedel ödeyenlerin sahiplenmelerini istiyoruz. Bu memleketin insanına sahip çıkılsın. Bu vatan hepimizin bu memleketin sağından, solundan, ekonomisinden, sınır ötesinde ki, hainlikler le yıkmaya çalışanlar bunlar da başarılı olamayacaklar. 15 Temmuz da tankla, tüfekle,  itle, köpekle yapamadıklarını bugün Dolar la, Euro yla yapabileceklerini sanıyorlar.

 Biz susup 15 Temmuz’u anlatmazsak vallahi 15 Temmuz bize küser, kardeşim Erkan küser, Reisi Cumhur küser, vallahi millet küser, İzmir küser, Türkiye küser, bizim bunları birebir yaşayanlar olarak konuşmamız gerek. Bu beklenti çıkar meselesi değil. Bu bayrak, vatan ve dava meselesidir.

Bana nasıl ki, dün arkadaşlarım kucak açıp beni orda ağırladılarsa bugün de  İzmir’de ki, arkadaşlarım Ömer Çakmak ve onun diğer  dava arkadaşları da bugün bizlere bakın nefes oldu. Bizi buraya getirtirdiler sebep oldular var olsunlar.

 Biz asla 15 Temmuz’u kullanarak bir yerlere gelmeye çalışmıyoruz statümüz ve çizgimiz her daim bellidir. Ölen benim, vurulan benim, ezilen ben olmuşum. Biz şuurlu insanlarız ne kendimizi kullandırırız, ne vatanımızı kullandırırız. Kimse kusura bakmasın herkes sevgi, saygı ve edep çerçevesin de yaşamayı öğrenmeli bu bağlam da size ve Yıldız Fm ailesine bize ses olduğunuz için teşekkür ederim.

Ey dünya milletleri bir direniş yapacaksanız ve zulme baş kaldırıp harekete geçecekseniz işte 15 Temmuz günü büyük Türkiye Direniş Hareketi olarak bütün yatay ve dikey çizgileriyle karşınızda durmaktadır.

15 Temmuz, vatanımızın bölünmez bütünlüğünün, milletimizin azim ve kararının belirlediği bir gün olarak tarihe altın harflerle geçmiş. Biz öldük, biz ezildik, biz yaralandık ama çocuklarımız ve vatanımız sağlamdır.

 

D.K

Kategorideki diğer haberler